Tetwan’ın hafızasında bir direniş sesi: Hozan Mizgîn 2026-05-10 09:05:34   WAN – Barış Anneleri, Hozan Mizgîn’in Tetwan’daki mücadele yıllarını anlatarak, “Mizgîn yalnızca bir sanatçı değil, kadınlara direnişi ve mücadeleyi öğreten bir öncüydü” dedi.   Kürt sanatçı Hozan Mizgîn’in (Gurbet Aydın) yaşamını yitirmesinin üzerinden 34 yıl geçti. Kürt müziğinde direnişin, kadın özgürlüğünün ve yurtseverliğin sesi haline gelen Hozan Mizgîn, eserleri ve yaşamıyla Kürt sanat tarihinde iz bırakan isimlerden biri oldu. Sesiyle yalnızca ezgiler söylemeyen Hozan Mizgîn, sanatını halkların kültürel varlığı ve özgürlük mücadelesinin bir parçasına dönüştürdü.   1962 yılında Elîh’in Bileyder köyünde dünyaya gelen Hozan Mizgîn, 12 Eylül askeri darbesi sonrası derinleşen baskı ortamında devrimci mücadele içerisinde yer aldı. 1983 yılında Avrupa’ya giderek kültür ve sanat çalışmalarına öncülük eden Hozan Mizgîn, Huner Kom ve Koma Berxwedan’ın temellerini atan isimlerden biri oldu. “Çemê Hêzil”, “Gundino Hawar”, “Hebûn” ve “Birîndar” gibi eserleriyle hafızalara kazınan Hozan Mizgîn, şarkılarında kadınların yaşadığı eşitsizlikleri, sürgünü, özlemi ve özgürlük mücadelesini işledi. 1992 yılında yaşamını yitiren Hozan Mizgîn, bugün hâlâ Kürt halkının direniş hafızasında yaşamaya devam ediyor.   Bir dönem Bedlîs’in Tetwan (Tatvan) ilçesinde mücadele yürüten Hozan Mizgîn, 11 Mayıs 1992’de Güney Kürdistan’da bulunduğu bir eve düzenlenen saldırı sonucu yaşamını yitirdi. Hozan Mizgîn, yalnızca bir sanatçı değil, aynı zamanda güçlü bir kadın direnişinin sembolü olarak hafızalarda yer etti. Direnişi nedeniyle kendisine “Tetwan’ın kızı” denilen Hozan Mizgîn, kadın özgürlük mücadelesinde önemli bir yerde duruyor. Bugün hâlâ şarkıları dilden dile taşınan Hozan Mizgîn, birçok sanatçıya ilham olmaya devam ediyor.   Hozan Mizgîn’in mirasını bugüne taşıyan Barış Anneleri Emine Dikmen ve Azize Coşkun, JINNEWS’e konuştu.   ‘Şehit Mizgîn, tek başına bir aslandı’   Hozan Mizgîn’in yürüttüğü mücadelenin önemine dikkat çeken Azize Coşkun, şunları dile getirdi: “Mizgîn çok güzel ve narin bir kadındı. Gerilla kıyafetleri giyerdi. Bir süre bizim evimizde kaldı. Birkaç defa görüşmelere gidip geldi. Sonra şehit düştü. Mizgîn tek başına bir kadındı. Kimse Mizgîn gibi bir kadın olamaz. Bizimleyken annesi onu görmeye geldi. Annesi ağlıyordu ve Mizgîn annesine, ‘Anne ağlama, ben tek başıma bir aslanım’ diyordu. Biz onunla birlikte mahallelere giderdik. Ben hayatım boyunca Mizgîn gibi bir kadın görmedim. Şehit düşmeden önce Mizgîn göreve gitti. Görevden sonra biz onu şehit düştüğü eve getirdik. Daha sonra askerler evi sardı. Mizgîn ev sahibine, ‘Sakın korkmayın, kapıları açmayın, benim yapmam gereken şeyler var’ dedi. Daha sonra bütün eşyalarını banyoda yaktı. Mizgîn, evinde kaldığı kadın arkadaşımıza tekrar, ‘Eğer içeriden bir ses duyarsanız kapıyı açmayın ve korkmayın’ dedi. Kapıyı arkasından kapattı ve kendini imha etti. Şehit Mizgîn’in cenazesini paramparça ettiler.”   ‘Hozan Mizgîn Tetwan’ın kızıydı’   Azize Coşkun, Hozan Mizgîn’in mücadelelerinin kendilerine kattıklarını şu sözlerle anlattı: “Annesi Mizgîn için ağladığında annesine, ‘Anne bu benim yolum. Ben bu mücadeleyi sonuna kadar yürüteceğim’ diyordu. Mizgîn Tetwan’da olduğu sürece kim ona ‘Nerelisin?’ diye sorduğunda, ‘Ben Tetwanlıyım, benim yurdum Tetwan’dır’ diyordu. Evet, Mizgîn Tetwanlıydı. Biz ona sahip çıktık, sarıldık, öptük ve ‘Sen bizim kızımızsın. Sen bizimle var oldun ve yaşamın çok güzel olacak’ diyorduk. Mizgîn’in yaşamı ise bir iki hafta bizimle kaldıktan sonra şehit olmasıyla yarım kaldı.”   ‘Heval Mizgîn kendisi kadar sesi de güzeldi’   Hozan Mizgîn’in sesinin güzelliğine dikkat çeken Azize Coşkun, “Çok güzel bir sesi vardı. Bize hep şarkı söylerdi. Bize, ‘Heval Mizgîn geldi’ diyorlardı. Biz de koşa koşa Heval Mizgîn’i dinlemeye giderdik. O geldi diye çok sevinirdik. Sesi de kendisi kadar güzeldi” dedi.   ‘Mizgîn’den sonra sokağa çıkmamıza izin vermediler’   Hozan Mizgîn’in yaşamını yitirmesinin ardından dışarı çıkamadıklarını anlatan Azize Coşkun, o süreçte ilçede çok sayıda kişinin gözaltına alındığını ve ilçeye giriş-çıkışların yasaklandığını söyledi. Azize Coşkun, “Beni gözaltına aldıklarında, ‘Mizgîn’i sen mi yıkadın?’ diye sordular. Ben ise, ‘Şehit Mizgîn’i ben yıkamadım ama onun sevincine de cenazesine de ortak oldum’ dedim. O zaman bize çok işkence yaptılar. Askerler ifademden sonra, ‘Alın götürün bu kadını’ dediler” ifadelerini kullandı.   ‘Hozan Mizgîn kadınlara örnek oldu’   Emine Dikmen ise Hozan Mizgîn’i gençlik yıllarında tanıdığını söyledi. Hozan Mizgîn’in genç, dinamik ve kararlı bir duruşa sahip olduğunu ifade eden Emine Dikmen, şu sözleri kullandı: “Mücadelesinden asla taviz veren bir kadın değildi. O kadar güzel bir kadındı ki ona hayran kaldım. Benim için direnç kaynağı oldu. Onun mücadelesi bende çok derin izler bıraktı. Hozan Serhat der ya, ‘Mizgîna çelenk, Mizgîn a heleng.’ Benim için de Şehit Mizgîn öyleydi. Onun gibi bir kadın bir daha Tetwan’a gelmedi. Mizgîn çok değerli ve dürüst bir insandı. Tetwan’a ve biz kadınlara katkısı çok büyüktü. Onun kaybı bizde çok derin izler bıraktı. Hozan Mizgîn, biz kadınlara çok güzel örnek oldu. Tetwan onu çok sevdi, o da Tetwan’ı çok seviyordu.”   ‘Çantası bana kalan son mirası oldu’   Hozan Mizgîn ile yaşadığı bir anıyı paylaşan Emine Dikmen, şunları anlattı: “Mizgîn o gün bir yere gidecekti. Çantası çok küçüktü. Ben ona büyük bir çanta verdim. Başta almak istemiyordu, ‘Senin çantan çok yeni’ dedi. Ben de, ‘Hayır, değiştireceğiz. Bu bende kalacak, bu da sende kalacak’ dedim. ‘Söz mü?’ dedi. Ben de ‘Söz’ dedim. O bana, ‘Ben sağ oldukça bu çanta bende kalacak’ dedi, ben de aynısını söyledim. Çantası bana kalan son mirası oldu. Hep bende kaldı, ben sağ olana kadar da bende kalacak. Hozan Mizgîn özgürlük savaşçısıydı, aynı zamanda dengbêjdi. Çok güzel bir sese sahipti. Mizgîn’in sesi ve şarkıları çok güzeldi.”