Hukukçular: Nafaka hakkı kadınların yaşam güvencesidir 2026-06-09 13:53:35   ANKARA - Hukukçular, AYM’nin nafaka hakkının iptalini protesto ederek, bu durumun kadınları yoksulluk ve şiddet karşısında daha da güvencesiz hale getireceğini söyledi.    Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Ankara Şubesi Kadın Komisyonu, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Şubesi Kadın ve Toplumsal Cinsiyet Komisyonu, Hukukçu Dayanışması, Toplumsal Hukuk Kadın, Adalet için Hukukçular Demokrasi için Hukukçular, AYM’nin nafaka hakkını iptal etmesine dair Sıhhiye Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı.    Çok sayıda kadın hukukçunun katıldığı açıklamada, “Erkek adalet değil, gerçek adalet, nafaka hakkımız gasp edilemez” sloganları attıldı.    Açıklamayı yapan Avukat Doru Ninsu Arslan, nafaka hakkına saldırıları kabul etmeyeceklerini belirterek, her geçen gün kadın kazanımlarına saldırıların derinleştirdiğini belirtti. Doru Ninsu Arslan, “İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı, 6284 sayılı Kanun'un sürekli tartışmaya açılması, toplumsal cinsiyet eşitliği ilkesinin kamusal politikalardan tasfiye edilmesi, kadın örgütlerine sladırılar ve kadınların birey olarak değil yalnızca aile içindeki rolleri üzerinden tanımlandığı ‘Aile Yılı’ politikaları bu saldırıların ne kadar sistematik ilerlediğini gösterdi. Bugün nafaka hakkına yönelik müdahaleler, Medeni kanunda yapılmak istenen değişiklikler de aynı aklın ve zihniyetin ürünüdür. Yıllardır bilinçli bir şekilde gündemde tutulan suni mağduriyet söylemlerinin, planlı ve ısrarlı şekilde yürütülen siyasi ve ideolojik kampanyanın bugünlerde atılan adımlarla son aşamaya geçtiği görülmektedir” dedi.    'Kadın yoksulluğu derinleşecek'   Doru Ninsu Arslan, “Eğer toplumun tüm kesimleri, kadınlar, hukukçular,siyasetçiler, sivil toplum örgütleri olarak yapılması planlanan bu düzenlemelerin karşısında durmazsak kaybedilecek şey yalnızca nafaka hakkı değil kadınların sınırlı ekonomik güvenceleri, şiddetten kurtulma umudu, dolayısıyla kadınların eşit yurttaşlık hakları ve özgürlükleri olacaktır. Çünkü Türkiye toplumunda ‘nafaka mağduru’ olarak tanımlanacak kesim erkekler değil; yoksulluğa, şiddete, baskıya ve çaresizliğe mahkum edilen kadınlardır. Ülke genelinde nafaka miktarı ortalama 1179 TL iken, açlığa mahkum edilen kadınlardır. Düzenli nafaka ödemeyenlerin oranı yüzde 44 gibi yüksek bir oranken, alacağı üç kuruş nafakayı bile alamayan kadınlardır. Her nafaka alacağı için en baştan icraya başvurmak zorunda kalan kadınlardır. Yıllarca şiddet görüp nihayetinde boşandığı erkekler tarafından sırf nafaka hakkını almak istediği için baskı, tehdit ve hakaretlere maruz kalmaya devam eden kadınlardır” diye belirtti.    ‘2009 yılından bugüne ne değiş?’   ‘Türkiye’de kamuoyuna yıllardır anlatılan Iömür boyu nafakayla lüks içinde yaşama’ söylemi kadınların kazanılmış haklarını hedef alan siyasi bir propagandadan ibarettir” diyen Doru Ninsu Arslan, şöyle devam etti: “Nafaka hakkı yalnızca aile hukuku kapsamında ele alınamayacak kadar kritik ve toplumsal gereksinimlere dayalı bir haktır. Anayasa Mahkemesi 17 Haziran 2009 tarihli kararında yoksulluk nafakasının özünde sosyal ve ahlaki düşünceler bulunduğunu, nafakanın bir ceza değil, boşanma sonucunda yoksulluğa düşen kişinin asgari yaşam koşullarını korumayı amaçlayan bir sosyal dayanışma mekanizması olduğunu açıkça ortaya koymuştur.  Peki AYM’e buradan, Ankara Adliyesi önünden, binlerce dosyaya bakmış sahadaki gerçekleri bilen kadın avukatlar olarak soruyoruz:  2009 yılından bugüne ne değişmiştir? Kadınların işgücüne katılımındaki eşitsizlikler mi ortadan kalkmıştır? Kadınların ücretsiz bakım emeği mi sona ermiştir? Kadın yoksulluğu sona mı ermiştir? Kadına yönelik şiddetle etkili mücadele mekanizmaları kurulup, kadınlara yaşam güvenceleri mi sağlanmıştır? Kadınların geleneksel kodlarla, erkeğe tabi kılındığı ataerkil aile yapısı mı değişitirilmiştir? Hayır.   Yeni krizler ve mağduriyetler yaratacak   Değişen kadınların gerçekliği değil, kadın haklarına yönelik siyasal yaklaşımdır. Bugün basına yansıyan düzenlemelerde ise yoksulluk nafakasının en az beş yıl olmak üzere evlilik süresinin yarısı kadar süreyle sınırlandırılması planlanmaktadır.  Bu yasa, hukukun en temel ilkelerinden biri olan bireyselleştirilmiş adalet anlayışına aykırıdır. Çünkü her dava dosyası bir parmak izi gibidir. Somut davanın koşullarına göre muhakeme edilmeyen, otomatik sürelerle sınırlanan nafaka hakkı mevcut sorunları çözmeyecek aksine yeni ve daha ağır krizler ve mağduriyetler yaratacaktır.  Çözüm bir kesimi tatmin etmek için milyonlarca kadını güvencesizliğe mahkum etmek olamaz!   Etkili mekanizmalar kurulmalı   Gerçek, adil ve eşitlikçi bir çözüm için,  Kadınların ekonomik bağımsızlığını sağlayacak sosyal devlet politikaları hayata geçirilmeli, Kadınların istihdama erişimini güçlendirecek politikalar geliştirilmeli, Boşanma sonrasında kadınların gelir ve barınma güvencesini sağlayacak sosyal destek mekanizmaları oluşturulmalı, Nafaka alacaklarının tahsilini güvence altına alan etkili mekanizmalar kurulmalıdır. Milyonlarca kadının temel haklarına saldırarak, sefalet düzenine teslim ederek, ülkenin sosyal, kültürel ve ekonomik koşullarını görmezden gelerek nafaka hakkını tartışmak; onları yoksulluk ile şiddet arasında seçim yapmaya mahkum etmektir! Kadınların kazanılmış hakları, eşitlik mücadelesi ve özgür yaşam hakkı pazarlık konusu değildir! Biz kadın avukatlar olarak kadınların büyük bedeller ve onlarca yıllık mücadeleler sonucunda elde ettiği hakların erkek egemen yargı ve siyaset eliyle tasfiye edilmesine, kadın yoksulluğunu derinleştirecek düzenlemelere ve kadınları güvencesiz kılacak girişimlere karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.”