Rapor bitiş değil başlangıç: Eşit yurttaşlık için düzenleme yapılmalı 2026-03-18 09:04:03   Rozerin Gültekin    WAN - Meclis komisyonunun hazırladığı raporu değerlendiren ÖHD Genel Merkez Yöneticisi Ebru Demirtepe, “Rapor bir bitiş ya da sonuç değil, başlangıçtır. Eşit yurttaşlık temelinde yasal düzenlemelerin geliştirilmesi gerekiyor. Umut hakkı bizim için felsefi olarak da Barış ve Demokratik Toplum süreci için çok önemli noktadır” dedi. Ebru Demirtepe, herkesi sürece dair sorumluluk almaya çağırdı.   “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısının üzerinden bir yıl geçerken, süreç içinde birçok gelişme yaşandı. Bu gelişmelerden biri de Meclis’te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun sunduğu 110 sayfalık rapor oldu. Yedi bölümden oluşan rapor, somut adımlar bakımından eksikler barındırırken, Meclis’te hukuki zeminde atılacak adımlar açısından başlangıç olarak değerlendiriliyor.   Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Genel Merkez Yöneticisi Ebru Demirtepe, rapora ilişkin değerlendirmelerde bulundu. ‘Rapor bir bitiş değil, bir başlangıçtır’   Raporu değerlendiren Ebru Demirtepe, “Meclis raporu, Kürt sorunu ile ilgili tüm meseleleri ele alan, bu anlamda somut adımların atılacağına dair kesin ve net bir şey getirmiyor. Bu yönüyle eleştiriye açık olması gereken ve birçok anlamda da olumsuz değerlendirilebilecek bir rapor olarak da görülebilmekte. Ancak içerisinde bulunduğumuz süreçte bu rapor önemli bir noktada. Çünkü bu rapor bir bitiş veya bir sonuç değil, bir başlangıçtır. Adımların atılmasını da öngören bir rapor olması nedeniyle, eleştirilerle birlikte aslında ilk aşama için olumlu da bulduğumuz bir rapor. Raporda umut hakkı herhangi bir şekilde geçmemektedir, bu eksikliktir. Yalnızca yargıdaki düzenlemelere ilişkin ve kanunlardaki değişikliklere ilişkin olan Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) uygulanmasına dair söylemler var. Umut hakkına dair bir düzenleme olup olmayacağı geçmiyor. Çünkü süreçten en büyük beklentilerden biri Sayın Abdullah Öcalan özelinde değerlendirilen umut hakkının daha açık şekilde ifade edilmesi ve somut adımların acil bir şekilde atılması. Sürecin ihtiyaçlarından biri de söylem dilinin değiştirilmesidir. Barış ve demokratik toplumun sağlanması temelinde daha ılımlı, Kürt halkını incitmeyen dilin kullanılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.   ‘Af değil eşit yurttaşlık temelinde düzenlemeler’   Mevcut hukuk düzeninin azınlık kesimleri, Kürt halkını ve muhalif kesimleri dışladığını ifade eden Ebru Demirtepe, Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin ruhuna uygun olarak hukuki düzenlemelerin yapılmasının önemine vurgu yaptı. Ebru Demirtepe, “Anayasayı kendine kılıf olarak görüp, bu düzeni koruma amacıyla muhalif olan kesimleri sürekli hukukla tehdit eden, birçok anti-demokratik uygulama var. Anti-demokratik uygulamaların önüne geçilebilmesi için en somut adım anayasadaki değişikliklerin yapılmasıdır. Anayasa etnik bir tanımlamadan uzaklaşmalı. Süreç Kürt halkının hukuki bir zemine taşınması, hukuki tanınırlığının yapılmasıyla ancak yürütülebilecek bir süreçtir. Barış ve Demokratik Toplum sürecinin başlamasının, müzakerelerin yürütülmesinin ve örgütün kendini feshetmiş olmasının yargıda hiçbir yansıması olmadığını görüyoruz. Mecliste artık somut yasal düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Atılacak somut adımlar ve yasal düzenlemeler silahlı örgüt mensupları af gibi bir kavrama sıkıştırılmayacak kadar da farklı değerlendirilmesi gereken bir konudur. Bütün Kürt halkını ilgilendiren eşit yurttaşlık temelinde yasal düzenlemelerin geliştirilmesi gerekiyor. Nitekim eşit yurttaşlık temelinde getirilecek yasal düzenlemeler, gerek silahlı örgüt üyelerini gerek bütün Kürt halkını demokratik anlamda olumlu ve hukuki bir noktada etkileyecektir” dedi.   ‘Hasta tutsaklar yasal düzenleme beklenmeden çıkarılmalı’    Hasta tutsakların infazlarının yakılarak tahliyelerinin engellenmesinin ve cezaevinde tutulmaya devam edilmelerinin süreç açısından eksiklik olduğunu belirten Ebru Demirtepe, “Bugüne kadar hasta tutsaklar açısından ya da infazı yakılanlar açısından somut bir adım atılmamış olması süreç açısından ciddi bir eksikliktir. Zaten meclis raporunda aslında hasta tutsaklara dair çok net ve açık bir madde de bulunuyordu. Gerekli düzenlemelerin yapılması ve adımların derhal atılması şeklinde bir öngörü zaten raporda yer alıyordu. Raporun gereğinin derhal yerine getirilmesi gerekiyor. Çünkü rapor sunuldu ve bu haliyle kabul edilmiş durumda. Bu nedenle hasta tutsakların, yasal düzenlemeyi beklemeden çıkarılması gerekiyor. Barış ve Demokratik Toplum sürecinin olumlu ve pozitif yönde ilerlemesi için somut bir adım atılarak, hasta mahpusların derhal serbest bırakılması gerekiyor” vurgusunu yaptı.   ‘Umut hakkının uygulanmasını talep ediyoruz’   Ebru Demirtepe, son olarak ÖHD olarak süreç içerisindeki sorumluluklarına ve çalışmalarına dair şunları aktardı: “Meclis komisyonunda ÖHD olarak söz kurduk. Kürt halkı özelinde bütün ezilen, sömürülen halklar ve coğrafyalar özelinde birçok eşitsizliği ve ayrımcılığı dile getirdiğimiz bir raporumuz oldu. En son da Diyarbakır'da 27 Şubat’ta Sayın Abdullah Öcalan'ın Barış ve Demokratik Toplum çağrısının yıldönümünde umut hakkının derhal uygulanması talebiyle yürüyüş gerçekleştirdik. Umut hakkını Sayın Abdullah Öcalan özelinde değerlendirsek de 4 bini aşkın kişinin bu haktan yararlanması gerektiği açıkça ortadadır. Umut hakkının yalnızca bir hak olarak normlaştırılmasından biz bahsetmiyoruz. Umut hakkı bizim için felsefik, Barış ve Demokratik Toplum için çok önemli bir noktadır. Sayın Abdullah Öcalan özelinde uygulanacak umut hakkı aslında Kürt sorununun çözümünde temel bir umudu da beslemektedir. Umut hakkının derhal uygulanmasını talep ediyoruz. Mevcut süreç hepimizin sahip çıkması, görüşlerini ve eleştirilerini dile getirmesi gereken bir süreç. Pozitif anlamda ilerlemesini sağlamak açısından üzerimize düşeni yapmamız gereken bir noktadayız. Hiçbirimiz beklenti halinde olmamalı ve sürece aktif bir şekilde katılmalıyız. Bütün hukuk örgütlerini, hak örgütlerini de demokratikleştirme dilini kullanmaya ve bu anlamda mücadele etmeye çağırıyorum.”