Cinsel taciz faili hem kadını hem de avukatını hedef aldı 2026-03-09 09:03:05   Evin Çiftçi    DÎLOK - Dîlok’ta Ahmet Aslansoy hakkında, yanında çalıştığı kadına yönelik cinsel taciz ve saldırı suçundan iddianame hazırlanırken; failin bu kez kadın ve avukatını suç duyurusuyla hedef aldığı öğrenildi.   Dîlok’ta bulunan bir fabrikanın sahibi Ahmet Aslansoy, geçtiğimiz yıl yanında çalıştığı kadını tacize maruz bıraktı. Tacize uğrayan kadının CİMER’e ve emniyete yaptığı şikâyetin ardından başlatılan soruşturma kapsamında Antep Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle cinsel saldırı” ve “Cinsel taciz” suçlarından iddianame hazırlandı. Hazırlanan iddianame, Antep Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İlk duruşma, 31 Mart’ta görülecek.   Failden bilindik savunma   Hazırlanan iddianamede fail Ahmet Aslansoy’un, kendini aklamaya dönük ifadeleri yer aldı.    Faile ait ses kayıtları   Dosyaya eklenen ses kaydına ilişkin Ankara Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nce hazırlanan uzmanlık raporunda ise şu ifadelere yer verildi: "Erkek konuşmacıya ait söylemler ile şüpheli Ahmet Aslansoy’a ait söylemler arasında benzerlikler var"   Failden kadın ve avukatına suç duyurusu   Öte yandan fail Ahmet Aslansoy, tacize maruz bıraktığı kadın ve avukatı Esmer Özer hakkında, “Şirketin itibarını zedelediği” ve “Kişisel haklara saldırı” iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.   Konuya ilişkin tacize uğrayan kadın ve avukatı Esmer Özer, emniyete giderek ifade verdi.   Hazırlanan dosyaya ve fail Ahmet Aslansoy hakkındaki şikâyete dair dosya avukatı Esmer Özer, ajansımıza konuştu.   İddianame 1 yıl sonra hazırlandı   Yaşanan tacizle ilgili tüm delillerin toplanmasına rağmen iddianamenin 1 yıl sonra hazırlandığını söyleyen Esmer Özer, “Ahmet Aslansoy’un patronu olduğu fabrikada çalışan kadın işçi, Ahmet Aslansoy tarafından cinsel tacize ve saldırıya maruz kalıyor. Bu durum iş yerinde uzun süre boyunca devam ediyor. Son olarak kadın işçi ses kaydı alarak hem CİMER’e hem de kolluğa gidip şikâyette bulunuyor. Bunun üzerine bir soruşturma süreci başlıyor. Soruşturma başladıktan sonra dosyaya, bu ses kayıtlarının incelenmesine dair kriminal bir rapor giriyor. Raporda, kayıttaki sesin fabrikanın patronuna ait olduğu yönünde çok yüksek bir kanaat bulunduğu belirtiliyor. Aslında failin suçu işlediğine dair kuvvetli deliller var. Ancak üzerinden 1 yıl geçmesine rağmen herhangi bir iddianame hazırlanmıyor. Fail, fabrika patronu, aynı zamanda AKP Antep Milletvekili Derya Bakbak’ın babası. Hem fabrikadaki konumu hem de siyasi alandaki konumundan kaynaklı bir güç dengesizliği var” dedi.   Kadın ve avukatı hedef alındı   Kadına yönelik taciz ve şiddet dosyalarında sıkça cezasızlık politikalarıyla karşı karşıya kaldıklarına dikkat çeken Esmer Özer, “Bu tür dosyalarda hızlı hareket edilmeli. İddianamenin hızlı hazırlanmasının çok kritik olduğunu biliyoruz. Bu vaka üzerinden, avukat olarak benim değerlendirmelerimin de bulunduğu ve mağdurun adalet talebini içeren bir haber yayınlandı. Bu haberin ardından 1 yıldır hazırlanmayan iddianame tek bir günde hazırlandı ve dava aşamasına geçilmiş oldu. Bu haberden sonra şirket adına savcılığa şikâyet dilekçesi sunulmuş. Bu şikâyet dilekçesinde hem benim hem de mağdurun ‘şirketin itibarını zedelediği’ ve ‘kişisel haklara saldırı’ gibi gerekçelerle şikâyet edildiği belirtilmiş. Bunun üzerine ifadeye çağrıldık. Müvekkilim ve ben ifade verdik. Meselenin sadece bir şikâyetten ibaret olmadığını, hem mağdur olan kadını sonrasında bir soruşturma dosyasıyla yıldırmaya çalıştıklarını hem de bu tür dosyalarda kadın savunucusu olan kadın avukatların savunuculuk pratiğine yönelik bir saldırı olduğunu görüyoruz. Verilecek karar sadece bu dosyayı ilgilendiren bir kararla sınırlı kalmayacak” diye belirtti.   ‘Medya kimi dosyalarda itici güç oluyor’   Eksik işleyen bir yargı sistemine sahip olduklarını belirten Esmer Özer, son olarak şu ifadeleri kullandı: “Önceki dönemde Diyarbakır Barosu Kadın Hakları Merkezi’nin yürütmesindeydim. Bir yıl içerisinde 80 dosyanın takibini yapıyorduk. Bazen çok kritik dosyaları kamuoyuyla değerlendirdiğimiz durumlar oluyor. Çünkü maalesef eksik işleyen bir yargı sistemine sahibiz. Bunu harekete geçirecek araçları kullanmak zorunda kalıyoruz. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı her zaman savunduğumuz bir şey ama maalesef yargı gerektiği gibi işlemediğinde, olayın kamuoyunun gündemine girmesi, mağdurun korunması ve olayın çözümüne dair itici bir güç oluyor.”