Cumartesi Anneleri: Hakikati açığa çıkarın
- 13:10 4 Nisan 2026
- Güncel
İSTANBUL - Cumartesi Anneleri, 1097’nci haftada Talat Türkoğlu’nun akıbetini bir kez daha sorarak, gözaltında kaybetmelerde hakikatin ortaya çıkarılması ve faillerin yargılanması çağrısı yaptı.
Gözaltında kaybedilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, eylemlerinin bin 97’ncisini gerçekleştirdi. Ellerinde karanfillerle kayıpların fotoğraflarını taşıyan hak savunucuları adına basın açıklamasını kayıp yakını Sebla Arca okudu.
Sebla Arca, hayatını kaybeden Ziyneti Türkoğlu’nun mücadelesinin devralındığı belirtilerek, oğlu Talat Türkoğlu’nun akıbetini sordu. Sebla Arca,Talat Türkoğlu’ndan 1 Nisan 1996’dan sonra bir daha haber alınamadığını hatırlattı.
‘Sistematik bir cezasızlık düzeni’
1097’nci haftada yine Galatasaray Meydanı’nda, polis bariyerlerinin önünde eylem yaptıklarını dile getiren Sebla Arca, bariyerlerin hakikat arayışlarına engel olamayacağını ifade etti. Sebla Arca, “Gözaltında kaybetmelerde yalnızca kaybedilen kişilerin yaşam hakkı ihlal edilmiyor. Aynı zamanda geride kalanların hakikat, adalet ve yas tutma hakları da ortadan kaldırılıyor. Faillerin korunması, delillerin karartılması ve dosyaların zamanaşımına bırakılması, sistematik bir cezasızlık düzeni yaratıyor” dedi.
Talat Türkoğlu’nun kaybedilişi
Sebla Arca, Talat Türkoğlu ile ilgili şu bilgileri paylaştı: “Sosyalist kimliğiyle bilinen 45 yaşındaki Talat Türkoğlu, 29 Mart 1996’da annesini ziyaret etmek için Edirne’ye gitti. İstanbul’dan Edirne’deki evin kapısına kadar sivil polisler tarafından takip edildiğini kardeşlerine söyledi. Bu takip, Edirne’de kaldığı günler boyunca da sürdü. 1 Nisan 1996’da İstanbul’a dönmek üzere yola çıkan Türkoğlu’ndan bir daha haber alınamadı. Ailenin, İHD’nin ve Uluslararası Af Örgütü’nün yaptığı tüm başvurular sonuçsuz kaldı. Resmî makamlar, gözaltı iddialarını reddetti ve herhangi bir bilgi paylaşmadı.”
İtiraflar ve etkisiz soruşturma
1997 yılında JİTEM mensubu Kasım Açık’ın itiraflarının kamuoyuna yansıdığını ifade den Sebla Arca, “Kasım Açık, Türkoğlu’nun Edirne yakınlarındaki Çadırkent’te sorgulandığını, işkenceyle öldürüldüğünü ve bedeninin Meriç Nehri’ne atıldığını anlattı; faillerin isimlerini de verdi. Ancak bu ayrıntılı itiraflara rağmen etkili bir soruşturma yürütülmedi. Ailenin başvuruları, ‘kovuşturmaya yer olmadığı’ kararlarıyla sonuçlandı” diye belirtti.
AİHM kararı ve süren cezasızlık
İç hukuk yollarından sonuç alamayan ailenin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurduğunu, mahkemenin Türkiye’nin yaşam hakkını koruma yükümlülüğünü yerine getirmediğine ve etkili soruşturma yürütmediğine hükmettiğini kaydeden Sebla Arca, “Ancak bu karar da olayın aydınlatılmasını sağlamadı. Anayasa Mahkemesi ise yapılan başvuruyu süre aşımı gerekçesiyle kabul edilemez buldu. Böylece dosyada hakikate ulaşmanın önündeki engeller derinleşti” sözlerine yer verdi.
‘Hakikat ve adalet talebinden vazgeçmeyeceğiz’
Gözaltında kaybetmelerle yüzleşmenin yalnızca geçmişle ilgili olmadığını, bugün ve gelecek için de bir sorumluluk olduğunu dile getiren Sebla Arca, “Zamanaşımının arkasına saklanmayın. Cezasızlığı sürdürmeyin. Hakikati açığa çıkarın, adaleti sağlayın” dedi. Sebla Arca, Cumartesi Anneleri ve İHD İstanbul Şubesi’nin aradan geçen yıllara rağmen Talat Türkoğlu ve tüm kayıplar için adalet talebini sürdüreceklerini vurguladı.
‘Unutmadık, hesap soracağız’
Açıklamanın ardından Talat Türkoğlu’nun kardeşi Minüre Türkoğlu söz aldı. Minüre Türkoğlu, yıllardır süren cezasızlığa tepki göstererek, “Duymadınız, araştırmadınız, zamanı geçirdiniz, üstüne zamanaşımı işlettiniz. Unutmadık, yakınlarımızı size hep hatırlatacağız; katiller aramızda” dedi. Talat Türkoğlu’nun işçi kimliği ve sosyalist düşünceleri nedeniyle hedef alındığını vurgulayan Minüre Türkoğlu, “Onun ve tüm kayıplarımızın akıbetini öğrenmeden vazgeçmeyeceğiz, gerçekler ortaya çıkarılsın, failler yargılansın. 1995’ten beri analar çırpınıyor; anam ölürken bile ‘aramaktan vazgeçmeyin’ dedi” sözleriyle yaşanan acıyı dile getirerek, aradan geçen yıllara rağmen adalet talebinden vazgeçmeyeceklerini belirtti.
Açıklamanın ardından Galatasaray Meydanı’ndaki polis bariyerlerine ve Cumhuriyet Anıtı’na karanfiller bırakıldı.







