Newroz’un tanığı Peyruze Kurt: Umudumuzu hiç yitirmedik
- 09:03 18 Mart 2026
- Güncel
Beritan Tunç - Nazlıcan Nujin Yıldız
İZMİR - İzmir’de yaşayan Barış Annesi Peyruze Kurt, geçmişten bugüne Newroz’un kadınların hafızasında nasıl bir direniş, yas ve umut olarak taşındığını anlattı. Peyruze Kurt, “Zor zamanlardan geçtik ama umudumuzu hiç yitirmedik; aydınlık günlere ulaşacağız” dedi.
Zalim Dehaklara karşı başkaldıran her direnişçinin yaktığı bir ateş vardır. Newroz’un bu topraklardaki anlamı hem bayram hem de direniştir. Yakılan ateşin külleri, onu harlayanların yüreğinde yeniden can bulur. Newroz; yok sayanlara, baş eğdirmek isteyenlere, yakılan ateşe su dökmek isteyenlere karşı verilen mücadelenin adıdır. Bu mücadelenin en önünde yer alan kadınların da yüzlerce hikâyesi var. Kimi zaman coşkuyla, kimi zaman ise yüreklerinde taşıdıkları acıyla Newroz’u karşıladılar. Ancak değişmeyen tek şey, devraldıkları mücadeleyi kendilerinden sonrakilere bırakma kararlılığı oldu.
Toprağından ayrı kalmak zorunda bırakılan, ancak kendi toprağında kutladığı Newrozların ateşini İzmir’e taşıyan Barış Annesi Peyruze Kurt, unutamadığı Newroz anılarını anlattı.
Peyruze Kurt, özgürlük mücadelesinde yaşamını yitiren iki çocuğunun küçükken Newroz gecelerinde ulusal kıyafetlerini başuçlarına koyarak uyuduklarını, tüm zorluklara rağmen güzel günlere olan inançla Newroz’u karşıladıklarını anlattı. Peyruze Kurt, şunları söyledi: “Zor zamanlardı ama sonrasında bir başarı olacağını da biliyorduk. O zamanların Newroz’u güzeldi; barışın umudu ve heyecanıyla bugünlere geldi. Umarım hiçbir zaman unutulmaz ve her daim kutlanır. Benim için en unutulmaz Newroz’un hikâyesi çok güzeldi. İlk başta korktuk; kutlamamıza izin vermeyecekler diye. Fakat daha sonra halk alanda toplanınca çok güzel ve başarılı geçti. Gençler çok sıcaktı. Seneler geçtikçe daha da güzelleşti. Yıllar zorlukları da beraberinde getirdi ama buna rağmen umudumuzu yitirmedik. Önümüzde güzel günlerin olduğunu biliyorduk. Umarım o güzel günler şimdi yaşanır. Bugünlerde Önderliğimizin özgürlüğünü görürsek bizim için çok güzel olur. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın da Newroz’u alanlarda halkıyla birlikte kutlamasını istiyoruz. Özgürlük savaşçılarımızın özgürlüğünü istiyoruz. Çocuklarımız silahlarını yaktı; artık onların da aramıza katılmasının yolu açılsın istiyoruz. Newroz’u aileleriyle kutlayıp hayatlarını onlarla sürmelerini istiyoruz. Çocuklarımız ölüme ve savaşa âşık değil; silaha ve bombaya da öyle. Güzel bir yaşam sürmelerini istiyoruz. Şehit olanlar da bu uğurda şehit düştüler.”
‘Onların bedenlerinin ateşiyle aydınlığa ulaşıldı’
İzmir’e göç etmek zorunda kalan ailelerden biri de Peyruze Kurt ve ailesi oldu. Uzun zamandır İzmir’de yaşayan Peyruze Kurt, Rahşan Demirel’in 1992’de bedenini ateşe vererek Newrozlaştığı dönemde de İzmir’deydi. Peyruze Kurt, 1992 Newroz’unu şu sözlerle anlattı: “Rahşan Demirel’in kendini yakarak Newrozlaştığı yıl bizim için çok üzücü geçti. Newroz alanına gittiğimiz zaman anneler ve halkımız büyük bir coşku ve heyecanla bir araya gelirdi; fakat o zaman hepimiz üzgündük. Rahşan’ın bedenini ateşe vermesi eski acılarımızı yeniden hatırlattı. Her bir annenin yüreğinde yara ve keder vardı. Bir araya geldik ama kutlama havasında değildik. Şehadetin acısı çok yeniydi, içimizden gelmiyordu. Evet, o Newroz bizim için hüzünlüydü; fakat onların bedenlerinin ateşi bizi büyük bir başarıya ulaştırdı. Uzun ve zorlu bir yürüyüş de böyle başladı. Bedenini ateşe veren şehitlerimizin başında gelen Mazlum Doğan, ardından diğer şehitlerimiz de onun yolundan yürüdüler. Onların bedenlerinin ateşiyle aydınlığa ulaşıldı. Kürt halkının önü açıldı. Barışın ve özgürlüğün yolu açıldı.”
‘2026 Newrozu’na büyük bir umutla hazırlanıyoruz’
Tüm zorluklara ve baskılara rağmen barışın ve özgürlüğün geleceğine olan inancını kaybetmediğini söyleyen Peyruze Kurt, kendisinin de bu mücadele içinde yer alan iki çocuğunu kaybettiğini ancak artık hiçbir annenin evladını kaybetmesini istemediğini belirtti. 2026 Newrozu’na da büyük bir umutla hazırlandıklarını dile getiren Peyruze Kurt, şöyle konuştu: “Önderliğimizin Newroz’unu kutluyoruz. Şehit Mazlum Doğan’ın, Zekiye Alkan’ın, Rahşan Demirel’in, Ronahi’nin, Berivan’ın Newroz’unu kutluyoruz. Tüm Kürt halkının Newroz’unu kutluyoruz. Barış Annelerinin Newroz’unu kutluyoruz. Arin Mirkanların, Salih Müslimlerin, gurbetteki halkımızın Newroz’unu kutluyorum. Göreceğimiz güzel günlerin umuduyla Newroz kutlu olsun. Saygıdeğer Salih Müslim’in şehadeti Kürt halkına büyük bir acı verdi. Tüm ailesiyle birlikte yaşamını özgürlük davasına adamıştı. Tüm özgürlük şehitlerini anıyorum. Keşke tüm kaybettiklerimiz hayatta olsaydı ve Newroz’u hep birlikte coşkuyla kutlasaydık.”
‘Newroz, zamanın Dehak’ına başkaldırıyla başladı’
Sık sık “Bu Newroz’un barış ve özgürlük Newroz’u olmasını istiyoruz” dediklerini belirten Peyruze Kurt, şunları ifade etti: “Özgürlük savaşçılarının Newroz’unu kutluyorum. Önümüzdeki Newroz’un önemi bizim için çok büyük. Çünkü umudumuz çok fazla. Bu senenin barış ve özgürlük yılı olmasını istiyoruz. Bu heyecanla Newroz’umuzu karşılayacağız. Bir çağrı da yapacağız bütün dünya halklarına: Nerede baskı altında ve zorluk içinde yaşayan mazlum bir halk varsa onları da alanlara ve sokaklara çağıracağız. Newroz, zamanın Dehak’ına başkaldırıyla başladıysa, Mazlum Doğan’ın başkaldırısıyla da bugüne kadar zulme ve işkencelere karşı bir direniş olarak geldi. Umut ediyorum ki Zekiye Alkanların, Mazlum Doğanların, Rahşan Demirellerin, Ronahilerin, Berivanların bedenlerinin ateşiyle aydınlık günlere ulaşacağız. Dünyanın dört bir tarafında kan akıyor. Tarihin başlangıcından beri zulüm var; fakat bu zulme karşı direniş de her zaman var. Rojava’da, Kobanê’de kan aktı; ardından büyük bir başkaldırı gerçekleşti. İnanıyorum ki barış ve özgürlüğe ulaşacaklar. Rojhilat’ta da aynı durum söz konusu. Her devlet halka karşı suç işliyor. Halk günahsızdır. Rojhilat’ta yaşayan halkımızın da bir an önce özgürlüğe kavuşmasını istiyoruz; eşit ve kardeşçe yaşayıp haklarının sahibi olsunlar.”
‘Tutsaklar Newroz’u dışarıda kutlasın’
Bu Newroz’un büyük bir umut ve heyecanla karşılanmasının en güçlü etkenlerinden birinin Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan tarafından yapılan çağrının birinci yılını doldurması olduğunu hatırlatan Peyruze Kurt, şöyle devam etti: “Silahlar yakıldı. Yıllardır Barış Anneleri, şehit anneleri ve tutsak anneleri acı ve kederle yaşıyor. Bugün ise barışın umuduyla ayaktalar. Kaybettikleri çocuklarının emeklerinin boşa gitmemesi için çabalıyorlar. Çok önemli adımlar atıldı. Kürt halkı tüm bu acıları unutmadı. 2016’da üzerimize atılan bombaları unutmadık. Roboskî Katliamı’nı, Zîlan Deresi’ni, Dêrsim ve Kobanê katliamlarını unutmadık. Hiçbir zaman da unutmayacağız. Tüm bu acıya, zulme, katliamlara, kan dökülmesine ve kaybedilmiş cenazelere rağmen barışın gelmesini istiyoruz. Sürecin bir an önce ilerlemesini istiyoruz. Hem bayramı hem de Newroz’u kutladığımız bir Newroz olsun. Bu günlerin umuduyla yaşıyoruz. Devlete de çağrımız var: Söylediklerinin arkasında dursunlar. Halkımızın gözü barışta, özgürlükte, eşitlikte ve kardeşliktedir. Kimliklerimiz tanınsın. Tutsaklarımız özgür bırakılsın. Zindanların kapıları ardında hasta tutsaklarımız var; onların da Newroz’u dışarıda kutlamasını istiyorum.”
‘Kürt halkı Önderliğinin özgür olmasını istiyor’
Barışa ve demokrasiye inancı olan her Kürt kadın ve anne gibi Peyruze Kurt da Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanmasının önemine işaret etti. Peyruze Kurt, son olarak şunları söyledi: “Her şeyden önce İmralı zindanının kapılarının açılmasını istiyorum. Önderliğimizin artık özgür olmasını istiyorum. Kürt halkı Önderliğinin özgür olmasını istiyor. Önderliğimiz özgür olursa Türk ve Kürt halklarının eşitliği daha ileriye taşınır. Herkes bilmelidir ki önderliğimiz özgür olursa kardeşlik, eşitlik ve barışa daha çabuk ulaşırız. Bu Newroz için Önderliğimizin ve tüm siyasi tutsaklarımızın özgürleşmesini istiyoruz. Bu, bizim için çok önemli bir adım olur.”







