1992 Cizîr Newroz tanığı: Yeniden tarih yazmalıyız

  • 09:03 17 Mart 2026
  • Güncel
Neslihan Kardaş 
 
ŞIRNEX - Tarihin en kanlı Newroz’u olarak bilinen Cizîr Newrozu’nun tanığı Hanım Gün, “Bizler yine Newroz alanlarında olacağız, yine direneceğiz. Halkın Newroz alanına akın etmesini istiyorum. Yeniden tarih yazmalıyız” dedi.
 
Kürdistan’da Newroz, yalnızca baharın gelişi değil; varoluşun, direnişin ve kültürel kimliğin en güçlü simgelerinden biri olarak karşılanıyor. Yakılan her ateş, karanlıktan aydınlığa çıkışın ve özgürlük arayışının sembolü oluyor.
Tarihin en kanlı Newroz’larından biri olarak hafızalara kazınan 1992 Cizîr Newrozu ise aradan geçen yıllara rağmen toplumsal bellekteki yerini koruyor. O gün binlerce kişi farklı noktalarda toplanarak kutlamanın yapılacağı alana yürüdü. Helikopterler ve zırhlı araçlardan açılan ateşe rağmen Newroz ateşi yakıldı. Saldırılarda resmî kayıtlara göre 57 kişi katledilirken, tanık anlatımlarına göre bu sayı 100’ü aştı. Şirnex merkezde başlayan bombardıman 3 gün boyunca sürdü, gazetecilerin kaldığı otel dahi kurşunlandı. 5 yaşındaki Hatice Katar ile 9 yaşındaki Mehdi Güngen de katledildi.
 
1992’den bu yana Cizîr halkı, tüm acılarına rağmen ne Newroz ateşini yakmaktan vazgeçti ne de direnişi bıraktı. Newroz, onlar için bir kez daha direnişin sembolü oldu. Bu yıl da yine aynı direniş ruhuyla Cizîr halkı, 22 Mart’ta Newroz alanlarına akın edecek.
 
‘Haklarımızı istiyorduk’
 
1992 Newrozu’nun tanıklarından biri olan ve o dönem henüz 24 yaşında olan Hanım Gün, her Newroz’da olduğu gibi o yıl da Newroz için heyecanlı olduklarını anlattı. 1990’lı yıllarda yediden yetmişe herkesin Newroz alanlarında olduğunu, direndiğini ve tüm baskılara rağmen boyun eğmediğini hatırlatan Hanım Gün, saldırılara rağmen Newroz’u kutladıklarını, baş eğmediklerini ve haklarını istediklerini söyledi.
 
 
Berivana Cizîrî
 
Halaya durdukları sırada üzerlerine ateş açılmaya başlandığını söyleyen Hanım Gün, “Herkes bir tarafa dağılmıştı. Kimileri öldürüldü, kimileri katledildi. Biz geriye kalanlar ise Dörtyol’da bir araya geldik. Orada tekrar önümüzü kapattılar. Önlerine geleni panzerlere bindirip götürüyorlardı. Biz her şeye rağmen direniyorduk. Bütün sokaklara dağılsak da yine bir noktada bir araya gelmeyi başarıyorduk. Mezarlığın yanında yine bir araya gelip açıklama yaptık, halaya durduk. Orada yine saldırdılar ve bize ateş ettiler. Başında beyaz bir kefiye olan bir kadın halay başını çekiyordu. O, Berivan’dı… Oradaki saldırıda Berivan da kolundan yaralandı. Bu kez hepimiz dağılmış ve birbirimizden kopmuştuk. Tüm katliama rağmen direnmeye kararlıydık. Geri adım atmıyorduk. Askeri araçları üzerimize sürüyorlardı” diye anlattı.
 
‘Yine direneceğiz’
 
O zaman daha 40 günlük bile olmayan bir bebeğinin olduğunu dile getiren Hanım Gün, bebeğini evde bırakıp Newroz için alana çıktığını ifade ederek, “Sabah evden çıktım, akşam olmuştu ama hâlâ eve dönememiştim. Mahalle aralarında bir şekilde evimize varabildik. Yaşanan tüm zorluklara rağmen bizler hâlâ direniyoruz. O dönem tüm baskılara rağmen herkes alanlara akıyordu, ayağa kalkıyordu. Bizler yine direneceğiz, yine üzerimize düşeni yapacağız” dedi.
 
‘Alanın dolup taşmasını istiyoruz’
 
Hanım Gün, son olarak “Bizler yine Newroz alanlarında olacağız, yine direneceğiz. Halkın Newroz alanına akın etmesini, alanın dolup taşmasını istiyoruz. Bütün dünya bizi görsün ve Kürt halkının varlığını bilsin. Yeniden tarih yazmalıyız” dedi.