Dilovası katliam iddianamesi: Ağırlaştırılmış müebbet talebi

  • 15:43 9 Şubat 2026
  • Güncel
HABER MERKEZİ - Ravive Kozmetik patlamasına dair hazırlanan yeni iddianamede, ruhsatsız kaçak kat, kayıt dışı çalışma ve denetimlerden "suçluyu kayırma" gerekçelerine yer verilerek, sorumlulara ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edildi. 
 
Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde 8 Kasım 2025’te meydana gelen ve 3’ü çocuk 7 işçinin hayatını kaybettiği Ravive Kozmetik fabrikasındaki patlama ve yangına ilişkin hazırlanan yeni iddianame tamamlandı. Daha önce Gebze 7’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından “eksik soruşturma” gerekçesiyle savcılığa iade edilen dosya, eklenen deliller, bilirkişi raporları ve genişletilen suçlamalarla yeniden mahkemeye sunuldu.
 
Evrensel'in geçtiği habere göre; yeni iddianamede, faillerin üretimin taşıdığı riskleri bilmesine rağmen faaliyetleri sürdürdüğü vurgulanarak, “neticenin gerçekleşebileceğini öngörmelerine rağmen” davranışlarını sürdürdükleri ifade edildi. Bu nedenle dosyada “olası kastla öldürme” suçlaması önemli bir yerde durdu. 
 
Şirketler arası organik bağ
 
Mahkemenin iade kararında özellikle işaret ettiği Ravive Kozmetik ile LYKKE Kozmetik arasındaki ilişkinin niteliği, yeni iddianamede ayrıntılı biçimde ele alındı. Yapılan incelemeler sonucunda iki şirket arasında yalnızca fason üretim ilişkisi olmadığı, fiili bir ortak üretim ve “organik bağ” bulunduğu tespit edildi.
 
Dijital materyaller ve tanık beyanlarına göre, LYKKE Kozmetik yetkilisi Gökberk Güngör’ün Ravive Kozmetik ofisinde aylık yalnızca 100 TL bedelle oda kiraladığını beyan etmesi, savcılık tarafından “ticari hayatın olağan akışına aykırı” bulundu. Bu durumun, iki şirket arasındaki fiili ortaklığı gizlemeye yönelik olduğu değerlendirmesi yapıldı.
 
Bu tespitler doğrultusunda, LYKKE Kozmetik yetkilileri Gökberk Güngör ve Aleyna Oransal da Ravive yöneticileriyle birlikte “asli ağır kusurlu” sayıldı ve “olası kastla öldürme” suçlamasıyla sanık yapıldı.
 
HTS kayıtları ve WhatsApp yazışmaları 
 
Yeni iddianamede, önceki dosyada yer almayan HTS kayıtları ve dijital materyal incelemeleri de yer aldı. 2 Şubat 2026 tarihli HTS raporuna göre, patlamanın ardından şüphelilerin birbirleriyle kurdukları iletişim ve baz istasyonu verileri, kaçış sürecinde organize bir hareket edildiğini ortaya koydu.
 
Ayrıca iş yerindeki WhatsApp gruplarında yapılan yazışmalarda, denetimlerden kaçmak için işçilere verilen talimatlar tespit edildi. Bu yazışmalarda sigortasız işçilerin denetim öncesinde iş yerinden uzaklaştırılmasına dair mesajlar bulunduğu iddianameye girdi.
 
Kaçak kat, projesiz elektrik, sıfır önlem
 
Bilirkişi raporları, yangının meydana geldiği fabrikanın bir “üretim alanı” olmaktan çok, işçiler için bir ölüm tuzağına dönüştürüldüğünü ortaya koydu. Üretimin yapıldığı ikinci katın tamamen ruhsatsız ve iskan belgesiz olduğu, Dilovası Belediyesi tarafından daha önce bu katla ilgili yıkım kararı verildiği ancak kararın uygulanmadığı belirlendi.
 
Elektrik tesisatının herhangi bir projeye dayanmadığı, patlayıcı ve yanıcı kimyasalların bulunduğu ortamda kıvılcım çıkarmaz (ex-proof) ekipmanların, gaz algılama sensörlerinin ve otomatik söndürme sistemlerinin bulunmadığı tespit edildi. Binada yangın merdiveni, alarm sistemi ve sprinkler hattı olmadığı, dar mutfak koridorları nedeniyle işçilerin tahliye edilemediği raporlara yansıdı.
 
Kayıt dışı çalışma
 
İddianamede facianın sınıfsal boyutunu gözler önüne seren bir diğer başlık ise çocuk işçilik ve kayıt dışı istihdam oldu. Yangında hayatını kaybeden Cansu Esetoğlu (15), Tuğba Taşdemir (17) ve Nisanur Taşdemir’in (15) çocuk yaşta işçiler olduğu kesinleşti.
 
SGK incelemelerine göre, olay sırasında iş yerinde bulunan 13 çalışandan yalnızca birinin sigortalı olduğu, hayatını kaybeden çocuklar dahil diğer tüm işçilerin kayıt dışı çalıştırıldığı belirlendi. Tanık beyanları, maliye veya zabıta denetimleri öncesinde sigortasız işçilerin iş yerinden uzaklaştırıldığını ortaya koydu.
 
Kaçış planı ve ‘suçluyu kayırma’ suçlaması
 
Patlamanın ardından Ravive Kozmetik yöneticileri İsmail Oransal ve Altay Ali Oransal’ın, akrabaları olan eski Türk-Amerikan İş Adamları Derneği Başkanı Ali Osman Akat’ın yardımıyla kaçmaya çalıştıkları iddianamede yer aldı. Şüphelilerin Tekirdağ Marmaraereğlisi’nde saklandıkları evde, pasaportlar ve yüklü miktarda dövizle yakalandıkları belirtildi.
 
Bu kapsamda Ali Osman Akat ve Onay Yürüklü’nün de aralarında bulunduğu dört kişi hakkında “suçluyu kayırma” suçundan dava açılması talep edildi.
 
Kamu sorumluluğu dosyadan ayrıldı
 
Yeni iddianamede, Dilovası Belediyesi ve SEDAŞ yetkililerinin kusurlarına dair tespitler bulunmasına rağmen, kamu görevlilerinin farklı usullere tabi olması gerekçesiyle bu isimler hakkındaki soruşturmanın dosyadan ayrıldığı (tefrik edildiği) kaydedildi.
 
Ağırlaştırılmış müebbet talebi
 
Savcılık, İsmail Oransal, Altay Ali Oransal, Aleyna Oransal ve Gökberk Güngör hakkında, 7 işçinin yaşamını yitirmesi nedeniyle ayrı ayrı “olası kastla öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep etti. İş güvenliği hizmetini veren OSGB yetkilileri ile mülk sahipleri hakkında ise “bilinçli taksirle ölüme neden olma” suçlaması yöneltildi.