Semsûr’da bağımlılığa karşı panel ve yürüyüş
- 15:13 11 Ocak 2026
- Güncel
SEMSÛR - "Bağımlılığa karşı özgürleş" şiarıyla gerçekleşen panelde konuşan TJa aktivisti Ayla Akat Ata," Biz sokağa çıkıp uyuşturucuya karşı ses çıkardığımızda önümüzü kesiyorlar. Bizim önümüzü kesenler neden uyuşturucu satanların önünü kesmiyor?” diye sordu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Tevgera Jinen Azad (TJA) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) öncülüğünde Semsûr'da bağımlılığa karşı yürüyüş ve panel düzenlendi. Semsûr'un Kolik (Kahta) ilçesinde bulunan Mustafa Kemal caddesinde toplanan kitle madde bağımlılığına karşı, "Bağımlılığa karşı özgürleş" şiarıyla caddenin sonuna doğru yürüdü. "Uyuşturucu, fuhuş, kumar gibi özel savaş politikalarına geçit vermeyeceğiz" yazılı pankartı taşınan yürüyüşte kitle sık sık; "Bağımlı olma özgür yaşa", "Zehire değil umuda sarıl" ,"Bijî berxwedana ciwana", sloganlarını attı. Etkinliğe çok sayıda Sivil toplum kuruluşu ve yurttaş katıldı.
Ardından kitle panele katılmak üzere Kahtalı Miçe Kültür Merkezi'ne geçti. Moderatörlüğünü DEM Parti Kolik ilçe yöneticisi Baran Aydıl'ın üstlendiği panele konuşmacı olarak; Tevgera Jinen Azad (TJA) Aktivisti Ayla Akat Ata, Şiyar Be Platformu Eşsözcüsü Murat Kan, DEM Parti Gençlik Meclisi Üyesi Berivan Kocaoğlu katıldı.
‘Savaş farklı biçim aldı’
Başta söz alan Şiyar Be Platformu Eşsözcüsü Murat Kan, savaşın renginin değiştiğini toplumu hedef aldığını söyleyerek, "Bu coğrafyada yaşayan herkes özel savaşı farklı örnekleriyle gören bir yerde. Yüzyıldır strateji olarak küresel hegemonik güçlere benzetmeye çalışan ve örgütleyen devlet gerçekliği burada devreye girmekte. Böylesi bir toplumsal gerçeği inşa eden devlettir. Kürt coğrafyasına baktığımızda bunu çok net görüyoruz. Yeri geldi dilinizi kullandılar yeri geldi sizin gibi muhalif göründüler, yeri geldi sizin değerlerinizi kullandılar. Bunlarla yapmak istediği şey bu stratejiye hizmet etmekti. Bu coğrafyada çok büyük bir savaş vardır. Bugün savaş farklı bir biçim aldı. Bir kadın kırımı, gençlik kırımı gerçeğiyle önümüze çıktı. Savaşın rengi değişti ve toplumu hedef aldı. Kendi başına politik bir strateji olmaktan çıkıp toplumu hedef aldı. Başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye halkları dizayn edilmeye çalışıldı. Devlet toplumu kendisine benzetmeye çalıştı. Mafyalaşmış bir devlet gerçeği vardı. Sözü edilen nesnelerle var olmaya çalışan bir devlet gerçeği vardı. Bizi biz yapan kimliğimiz üzerinden toplumun varlığını bitirilmeye çalışılan nesneler haline geldi. Toplum artık kendi kimliğini be varlığını unuttu" ifadelerini kullandı.
‘Özel savaş yaşamımızın her alanına sızmış durumda’
Özel savaşın yaşamın her alanına yayıldığını söyleyen DEM Parti Gençlik Meclisi üyesi Berivan Kocaoğlu, “Özel savaş bireyin özünü yönlendiren bir savaş türüdür. Özel savaş diğer savaşlardan ayrılan bir yerde. Hepimiz bu kavramı bu süreçleri çok yakından tanıyoruz. Özel savaş da aniden öldürmez yavaş yavaş hayatımızın her alanına yayılır. Özel savaşın ne kadar etkili olduğunu önceki çözüm süreçlerinde de bize ne kadar etkilediğini gördük. Teknoloji de günümüzde özel savaşın bir materyali haline gelmiş durumda. Bunu yapılan haberlerde film ve dizilerde çok iyi görüyoruz. Kadını metalaştıran objeleştiren dizi ve filmlerde görüyoruz. Uyuşturucunun bu kadar yaygınlaşmasını kapitalizmden faşizmden ayrı tutamayız. Uyuşturucu dediğimiz zehir önceki çözüm sürecinden sonra daha da arttı. Uyuşturucu yaşı 9'a inmiş durumda. Özel savaş bir noktada kültürü de hedef alan bir yerde karşımıza çıkıyor. Özel savaş yaşamımızın her alanına sızmış durumda. Buna karşın komünler kurulmalı. Bundan nasıl kurtulabilir şeklinde halkla bir araya gelinmeli” dedi.
‘Önümüzü kesenler neden uyuşturucu satanların önünü kesmiyor?’
TJA aktivisiti Ayla Akat Ata ,“Kanayan yaramız ve henüz saramadığımız gençlerimiz madde gerçekliği ile karşı karşıya. Uyuşturucu yaşı 9'a inmiş durumda. İlkokulların önünde uyuşturucu satıcılarıyla dolmuş . Demek ki gençlerin, çocuklarını koruyamayan bir konuma geldik. Bizi koruması için sözleşme yaptığımız devlet, uyuşturucuya, fuhuşa karşı ses çıkardığımızda bize yaptırım uyguladığını görüyoruz. Güvenlik adı altında ortaya konulan tablo bir yaptırımdır. Ailemiz bizim için değerlidir diyenlere, toplumsal çürümenin en büyük boyutu fuhuştur diyenlere, sokağa çıkmayın örgütlenmeyin demektir. Hiçbir meslek örgütünün dışında olduğu bir meseleden bahsetmiyoruz eğer okul önlerine kadar inmişse alınmayan önlemler vardır. Birileri buna göz yumuyordur yoksa inemez. Biz sokağa çıkıp uyuşturucuya karşı ses çıkardığımızda önümüzü kesiyorlar. Bizim önümüzü kesenler neden uyuşturucu satanların önünü kesmiyor?” diye sordu.
‘Özgür eş yaşam koşullarında var olabiliriz’
Toplumu değiştirip dönüştürme iddiasında olduklarını söyleyen Ayla Akat Ata, şunları söyledi: “Fuhuşun asıl nedenin yoksulluk ve para kazanmak için yapıldığını biliyoruz. Çalışma imkanı sağlanmadığı için bu yollara başvuruluyor. Temel neden yoksulluktur bunu talep eden erkek zihniyetini de unutmamak bir yere not etmek lazım. Kadınlar yoksulluk yüzünden kendi bedeninden vazgeçebiliyor. Kadının var olabileceği sosyalleşebileceği mekanları ve örgütlülüğü sağlamak durumundayız. Bunun için alanlara çıktığımızda da önümüzde duruluyor. Kadını baskılayan bir sistem var ortada. Bizi yaptıkları dizi ve filmlerle dünyaya farklı yansıtmaya çalışan bir sistem var. Özgür eş yasam koşullarında ancak var olabiliriz. Aile içerisinde o eşitliği sağlayamayacaksak toplumda nasıl sağlayabiliriz? Güvenlik adı altında bize yaptırım uygulanıyor. Kötü bir şey yapmıyoruz olması gerekeni yapıyoruz. Sesimizi her çıkarıldığımızda karşımıza çıkan devlet oluyor. Toplumu değiştirme dönüştürme iddiasındayız.”
Panel soru cevap bölümüyle son buldu.







