Didim'de 8 Mart buluşması: Kadın özgürlükçü bir yaşam mümkün 2026-03-02 17:28:44   AYDIN - Didim’deki 8 Mart buluşmasında konuşan TJA aktivisti Sebahat Tuncel, “Halklar kötü seçeneği seçmek zorunda değil. Ne emperyalist müdahale ne faşist rejim. İkisine de karşı demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir yaşam mümkündür” dedi.   Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Tevgera Jinên Azad (TJA), 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında DEM Parti Didim İlçe Örgütü binasında kadın buluşması gerçekleştirdi.   Buluşmaya TJA aktivisti Sebahat Tuncel ile çok sayıda kadın katıldı. Kadınlar, Sebahat Tuncel’i zılgıtlar ve erbaneler eşliğinde söyledikleri şarkılarla karşıladı. “Bi berxwedanê jiyaneke azad û wekhev dihûnîn” ve “İsyanımızla direnişi, direnişle özgür ve eşit yaşamı örüyoruz” pankartlarının açıldığı buluşmada sık sık “Jin, jiyan, azadî” sloganı atıldı.   ‘Demokratik bir rejim ancak insanlığın geleceğini kurtarabilir’   Savaş ve çatışmaların yoğunlaştığı bir süreçten geçildiğini belirten Sebahat Tuncel, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlattığı Barış ve Demokratik Toplum Süreci'ne değindi. Sebahat Tuncel, söz konusu sürecin yalnızca Türkiye’de Kürt sorununun çözümünü değil, Ortadoğu’da halkların nasıl bir gelecek içerisinde yaşayacağını da tartıştığını ifade etti.   Ortadoğu’daki savaş ve çatışma ortamının halkların geleceğini kararttığını dile getiren Sebahat Tuncel, bir yandan baskıcı rejimlerin, diğer yandan ise eşitlik, özgürlük ve adalet talebiyle mücadele eden halk gerçekliğinin bulunduğunu söyledi. İran’a yönelik müdahalelere de değinen Sebahat Tuncel, içerde demokratik dönüşümün gerçekleşmemesinin dış müdahalelere zemin hazırladığını belirterek, “Olan yine halklara oluyor. Kadınlara oluyor. Coğrafya yerle bir ediliyor, insanlar ölüyor, göçe zorlanıyor. Halklar kötü seçeneği seçmek zorunda değil. Ne emperyalist müdahale ne faşist rejim. İkisine de karşı demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir yaşam mümkündür” dedi.   Sebahat Tuncel, çoğulcu, halkların, inançların ve kültürlerin tanındığı demokratik bir sistemin insanlığın geleceği açısından tek seçenek olduğunu ifade etti.   ‘Eşit ve özgür yurttaşlık temelinde bir gelecek kurulacak’   Türkiye’de başlatılan sürecin Ortadoğu halkları için bir program niteliği taşıdığını söyleyen Sebahat Tuncel, bunun Rojava, Rojhilat, Başur ve Bakur’u kapsayan bir perspektif sunduğunu belirtti. Sebahat Tuncel, Kürtlerin kendi dilini, kimliğini ve kültürünü özgürce yaşayabileceği; aynı zamanda birlikte yaşadığı halklarla eşit ve özgür yurttaşlık temelinde bir gelecek kurabileceği bir modelin mümkün olduğunu dile getirdi.   ‘8 Mart’ta her türlü zulme karşı ses çıkarıyoruz’   Kadınların hala özgür olmadığını vurgulayan Sebahat Tuncel, kadınların şiddet politikalarından en fazla etkilenen kesim olduğunu söyledi. 8 Mart’ın bir mücadele ve direniş tarihi olduğunu hatırlatan Sebahat Tuncel, 1857’de ABD’nin New York kentinde eşit ücret talebiyle greve çıkan dokuma işçisi kadınların yaşamını yitirmesini anımsattı. Clara Zetkin’in önerisiyle 8 Mart’ın Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilan edildiğini ve daha sonra Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Kadınlar Günü olarak tanındığını belirtti.   Sebahat Tuncel, “8 Mart elbette halayların çekildiği bir gün; ancak esasta bir direniş ve mücadele günüdür. Kadınlara yönelik şiddet, taciz, tecavüz, kadın emeğinin ve bedeninin sömürüsü ile kadınların iradesi üzerindeki her türlü baskı ve zulme karşı ses çıkarıyoruz. Bunları bir daha yaşamamak için nasıl bir mücadele yürütmemiz gerektiğini tartışmaya ihtiyacımız var” dedi.   Buluşma “Jin, jiyan, azadî” sloganlarıyla sona erdi.