‘Çatışmaların kaynağı tekçi ve kadın düşmanı HTŞ zihniyeti’ 2026-01-11 09:02:04   Melike Aydın    İSTANBUL - DEM Parti İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar, Halep’in Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd mahallelerine yönelik saldırıların arka planında HTŞ’nin halkları ve kadınları yok sayan ideolojik çizgisinin bulunduğunu belirterek, Kürtlerin güç olmasının hedef alındığını söyledi.   Suriye’de Halep’in Şêxmeqsûd, Eşrefiyê ve Benî Zêd mahalleleri ile Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi’ne yönelik Suriye Geçici Hükümeti’nin saldırıları sürerken, ağır silahların kullanıldığı çatışmalarda sivil yerleşim alanları hedef alınıyor; kadınlar, çocuklar ve yaşlılar doğrudan yaşam hakkı ihlalleriyle karşı karşıya bırakılıyor.   Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) İstanbul İl Eşbaşkanı Arife Çınar, söz konusu saldırıların arka planına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.    ‘Çatışmalar HTŞ’nin tekçi ve kadın düşmanı zihniyetinden kaynaklanıyor’   HTŞ’nin tekçi düşünceyi savunduğunu, yani halkların ve inançların farklılıklarını kabul etmeyen bir yerden baktığını dile getiren Arife Çınar, HTŞ’nin aynı zamanda kadını yok sayan, hatta yeri geldiğinde kadınları köle pazarlarında satan bir zihniyete sahip olduğunu hatırlattı. Arife Çınar, “Farklı kimliklerin bir arada eşit özgür koşullarda yaşamasından çok Arap kimliği üzerinden var etme çabası var. Baas Rejimi’nin de çok gerisinde olan bir zihniyete sahipler. Çatışmaların amacı yine halkları, Kürt halkını, Süryanileri yok sayan bir yerden yaklaşıyorlar. Bir yönüyle kimlikleri yok sayan bir zihniyet var” dedi.    ‘Kürtlerin güç olması ve Kürtleri paylaşımın dışında tutma çabası’   Çatışmaların diğer yönünün de petrol, su gibi doğal yeraltı ve yerüstü zenginliklerin paylaşılmasına dair olduğunu ifade eden Arife Çınar, “Kürtlerin bir güç olmasından da kaynaklanıyor. ‘Kürt halkını bu paylaşımın dışında nasıl tutabiliriz?’ diyen bir akıl var. Yani tarihsel olarak tekçi bir akıl hâkim oldu o topraklara ve bugün de aslında sadece HTŞ’nin değil, bir yönüyle de koalisyon güçlerinin de işlediği bir politika var. Bu politikada yine o toprakları nasıl paylaşabiliriz yönlü politikalar geliştiriyorlar” ifadelerini kullandı.   ‘Entegrasyon demokratik ulus paradigmasını önlemek üzerinden yorumlandı’   Konunun bir diğer boyutunun ise farklı halkları, inançları ve kadınları kapsayan bir mücadelenin yok sayılması olduğunu dile getiren Arife Çınar, bu mücadelenin farklılıkları bir arada tutan bir yapılanmayı içeren demokratik ulus paradigmasını esas aldığını söyledi. Çatışmaların nedeninin QSD’nin varlığının kabul edilmemesi olduğunu ifade eden Arife Çınar, “Diğer yönünde de 10 Mart Mutabakatı var. 10 Mart Mutabakatı noktasında bir anlaşmanın olması gerekiyordu. Bu anlaşmayı kendi çıkarları üzerinden yorumlayarak hareket eden bir düşünce var. Yine bir entegrasyondan bahsediliyor. Ama bu entegrasyondan bahsedilirken ‘Kürtlüğünü bir kenara bırakacaksın, kadın kimliğini bir kenara bırakacaksın ya da demokratik ulus paradigmasını bir kenara bırakacaksın, Suriye’ye bu şekilde entegre olacaksın’ aklı var. Tam da hem bu paradigmanın yaygınlaşmasının önüne geçmek amacıyla da bu yöntemi uyguluyorlar. Bu çatışmaların nedeni bu ama tabii çoklu çeşitli nedenleri var” sözlerini kullandı.   ‘Türkiye saldırıların da DAİŞ’in de arkasında’   Halep’teki üç mahalleye yönelmenin ve 2011’den bu yana DAİŞ’e eğitim, donanım ve lojistik sağlanmasının arkasında Türkiye olduğunu söyleyen Arife Çınar, “Oraya bu çeteleri yönlendiren aslında Türkiye’nin kendisi oldu. Türkiye bir yönüyle Sayın Öcalan’la bir görüşmeyi gerçekleştiriyor. Taraf olarak görmüş, baş müzakereci olarak görmüş. Çünkü savaşın bir tarafını temsil ediyor. Bir çelişki de bu. Yani bir yönü barış süreci diyeceksiniz, müzakere süreci diyeceksiniz ama bir yönlü de Savunma Bakanlığı’nın yapmış olduğu açıklama üzerinden bu bölgeye SMO’yu, Suriye Milli Ordusu üzerinden bu kesimi yönlendirmiş olacaksınız ya da destek vereceksiniz. Burada ciddi bir çelişki var. Biz bu çelişkinin ne demek olduğunun farkındayız. İnkarcı, reddiyeci bir yaklaşım üzerinden hâlâ hareket ediyorlar” diye konuştu.   ‘DEM Parti diplomatik girişimlerde bulunuyor’   DEM Parti olarak diplomatik çalışmalar yürüttüklerini, İstanbul’da sivil toplum kuruluşlarıyla barışın nasıl toplumsallaştırılabileceğine dair çalışmalar yaptıklarını söyleyen Arife Çınar, “Alevilere yönelik çalışmalar, ziyaretler yaparak barışın toplumsallaştırılması için çeşitli etkinlikler düzenlenmesi noktasında ve farklı kesimleri de dahil ederek bu yönlü çalışmalarımız var. İstanbul üzerinden farklı kesimlere ulaşarak barışın toplumsallaştırılması ve bu müzakere sürecinin bir noktaya evirilmesi için gerekli mücadelemizi, çabamızı yürütmüş oluyoruz” diye kaydetti.    ‘BM katliama karşı gerekeni yapmalıdır’   Birleşmiş Milletler’in (BM) egemen güçlerin yönlendirmesi altında olduğunu ve onlardan farklı düşünmediğini kaydeden Arife Çınar, buna karşın BM’nin çocukların ve kadınların katledilmesinin, mahallelere ağır silahlarla saldırılar gerçekleştirilmesinin önünde durma görevinin bulunduğunu söyledi. Arife Çınar, “Avrupa’daki demokratik güçler bu insanlığa, vicdana yönelik yapılan katliamların karşısında durmalıdırlar. BM de eğer bağımsız ise gerekli çağrıyı yapmalıdır. Her iki mahallede aynı zamanda aslında Suriye’nin geneli üzerinde yaşanan saldırılara karşı gerekli insanlık çağrısını yapması gerektiğini düşünüyorum” dedi.    ‘Birlikte mücadele’   DEM Parti’nin her zaman sivil toplum kuruluşlarıyla iletişimi ve bağının bulunduğunu dile getiren Arife Çınar, “Kobanê sürecini hatırlıyoruz. Türkiye’deki halkların bir araya gelmesi, STK’ların buluşması, farklı temsiliyetlerin buluşmasıyla ciddi bir yankı, ses çıkarmış oldu. Buradan uzak bir dönem değil aslında, Kobanê sürecine benzeyen bir süreç. Türkiye’deki STK’larla bizler buluşmalarımızı gerçekleştirerek bu yönlü, Halep’e dair, insanlık kıyımına dair çağrıları yaparak birlikte yol alacağız, birlikte mücadele edeceğiz” dedi.