Alevi Kadınlar 8 Mart söyleşisinde bir araya geldi 2025-02-28 16:59:37     İzmir – DAD İzmir Şubesi Kadın Meclisi’nin düzenlediği söyleşide konuşan Çilem Küçükkeleş, devletin Aleviliği hem Sünnileştirmek hem de erkekleştirmek istediğini belirterek, kadınların AKP’ye rağmen mücadeleyi büyüttüklerini dile getirdi.   Demokratik Alevi Dernekleri (DAD) İzmir Şube Kadın Meclisi, 8 Mart etkinlikleri kapsamında Alevi kadın aktivist Çilem Küçükkeleş’in katılımıyla Güzeltepe Kadın Derneği’nde kadınlarla bir araya geldi. Etkinlik alanına “Kadınlar özgürlüğe yürüyor, özgürlük için örgütleniyor, mücadelemizi yükseltiyoruz” yazılı pankart asıldı. Söyleşiye çok sayıda kadın katıldı. Söyleşi, katledilen kadınların anısına bir dakikalık saygı duruşuyla başladı.  Söyleşinin moderatörlüğünü Fadime Dapaklı gerçekleştirdi.   ‘Kadın yoksa hak da yoktur’   DAD İzmir Şubesi Eş Başkanı Nebat Çelik, konuşmasını Kurmancî dilinde gerçekleştirdi. Birlikte mücadelenin önemine dikkat çeken Nebat Çelik, kültürlerin devam edebilmesi için anadilin yoğun kullanılması gerektiğini ifade etti. Aleviliği kadınlardan öğrendiklerini ve Ana Kadın’ın inançları için önemli olduğunu vurgulayan Nebat Çelik, “Biz bütün kültürümüzü onlardan öğrendik. Kadın yoksa hak da yoktur” dedi.   ‘Aleviliği yaşamadıkça eşitliği kaybettik’   Aleviliğin toplumsal ve sosyal bir inanış olduğunu ancak asimilasyon, ekonomik kriz gibi çeşitli sebeplerle şehir hayatına geçişle birlikte ortak yaşam pratiklerini sürdürmekte zorluk yaşadıklarını belirten Çilem Küçükkeleş, şunları söyledi: “Diğer inanışlar ‘Tanrı her şeyi insan için yarattı’ der, Aleviler ise ‘Havadaki kuş da yerdeki karınca da her biri bu yolun talibidir’ der. Biz tüm taliplerin birlikte uyum içinde yaşaması gerektiğini savunuruz. Erkek kadına hükmetti, birlik bozuldu ve birbirini yenmeye çalışan, bu esnada doğayı katleden bir insanlık oluştu. Biz Aleviler de bu kaostan payımızı aldık. Alevilikte herkes ve her talip eşittir; ancak kentlerde ne kadar Aleviliği yaşıyoruz? Aslında yeterince yaşamıyoruz ki eşitliği de yaşayabilelim. Genelde inancımızı anlatmak istiyoruz, ‘Bu dünyada savaşlar oldu ama biz Aleviler vicdanımızı yitirmedik’ dedik. Ancak anlatmaya devam ettikçe Aleviliği bir hikâyeye dönüştürdük. Oysa Alevilik yaşanacak bir inançken, anlatılacak bir hikâyeye dönüştü. Aleviliği yaşamadıkça eşitliğimizi de kaybettik.”   ‘Alevi kadınlar da özgür değil’   Aleviliğin anlatılırken kadın-erkek eşitliğinden bahsedildiğini, ancak gerçekte eşit olmadıklarını en çok Alevi kadınların bildiğini ifade eden Çilem Küçükkeleş, bunun Alevilikte kadının başını kapatması yönünde bir baskının bulunmamasından kaynaklandığını söyledi. Oysa Alevi ailelerinde de kadınların ikinci planda tutulduğunu belirten Çilem Küçükkeleş, şu ifadeleri kullandı: “Sadece dini baskılar yok diye özgür olduğumuz söylenemez. Özgürlüğümüzü ölçtükleri yer Sünni kadınlar. Kıstas Alevilik değil. Özgürlük büyük bir kavram. Bizde hâlâ ‘kadın eksik etek’ deniliyor. Hünkâr aksini söylemiş olsa da Alevi toplumunda da kadın eksik görülüyor.”   ‘Devlet bizi hem Sünnileştirmek hem erkekleştirmek istiyor’   Devletin Alevileri asimile etmek istediğini, onları Türkleştirmeye ve Sünnileştirmeye zorladığını ancak aynı zamanda erkekleştirmeye de çalıştığını ifade eden Çilem Küçükkeleş, şöyle devam etti: “Kadın, erkek herkes taliptir ve talibin talibi olmaz. Bir erkeğin altında değil, bir pîrin altında buluşuruz. Ama diğer dinlerin çocuğu böyle değil. İçinde iktidar savaşı olan erkek toplumlara dönüştürmek istiyorlar. İçinde iktidar olacak ki dışarıda da iktidar kurabilsin. Sadece Alevilerde kadın başkanlar var. DAD dışında bir kadın başkan yok ya da çok az sayıda var. İktidarlar, erkeklerin ürettiği şeydir. ‘Erkek devlet kurar, kadın ise aile kurar’ deniyor. Alevi hareketinde de iktidarlaşma var. 20 yıl cemevi başkanı olan bir erkek hâlâ aday olabiliyor. Bu, devletin bizi hem kendi içimizde iktidarlaşmaya hem de Sünnileşmeye zorlamasının bir sonucudur.”   ‘Kadınlar cemevinden çıkarılsa Alevilik Anayasal güvenceye bile alınırdı’   Alevilerin birlikte ibadet etmekten vazgeçmesi ve kadınların cemevlerinden çıkarılması durumunda Aleviliğin Anayasa’ya bile girebileceğini belirten Çilem Küçükkeleş, devletin aslında tam da bu modeli kabul etmek istemediğini söyledi. Çilem Küçükkeleş, şunları ekledi: “Sünni İslam ve Yahudilik gibi birçok dinin ilk insanı erkek olarak tarif ettiğini görüyoruz. ‘Kadını Adem’in kaburgasından yarattık’ dediler. Çünkü elinden yaratsaydı yetenekli, kafasından yaratsaydı zeki olacaktı. Ama kaburgasından yarattı ki yeteneksiz olsun. İlk insan erkek dediler, çünkü erkeğin doğurma kabiliyeti olmadığı için üremeyi bu şekilde anlatabildiler. Oysa Aleviler, ilk insanın Ana Fatma olduğunu kabul eder. Biz Naci ve Naciye’nin güruhundan geliriz. Aleviliğin ilk insanı kadın olarak kabul etmesi, diğer inançlar açısından baskı görmesine ve nefret edilmesine neden oldu.”   ‘Eşbaşkanlık sadece DAD’da var’   Eşbaşkanlık sisteminin kadınların temsilini artırdığını ve dini çevrelerde yalnızca DAD’da uygulandığını ifade eden Çilem Küçükkeleş, “Kadınlar da başkan olabilir deniyor ama kadınlar bunu yaşarken böyle olmadığını görüyor. ‘Kadınlar eşit’ deniyor ama her adaylıkta kadınlara ‘Yapabilir misin?’ diye soruluyor. Oysa bu, erkeklere sorulmuyor” dedi.    ‘Ana Fatma’nın talipleri olduğumuzu bilmiyoruz’   Aleviliğin asimilasyonla güçlü mücadele etmesi gerektiğini, çocukların din dersine maruz kaldığını belirten Çilem Küçükkeleş,  “Bizler izleyici konumundayız. Dönüştürmek konusunda aynı ısrara sahip değiliz. Bizi erkekler tarif ediyor. Sürekli özür dileyerek eşit olarak tarif ediliyoruz ama bu, hakikatle örtüşmüyor. Hepimizin Ana Fatma’nın talipleri olduğumuzu bilmiyoruz. Kadınların kıymetli ve dönüştürücü bir gücü var ancak birlikte örgütlenmeli” diye kaydetti.    ‘DAD kadınlar için bir mücadele alanı’   Alevi kadınların özgür ve eşit bir ortamda olmadığını, bunun değişmesi için mutlaka mücadele edilmesi gerektiğini ifade eden Çilem Küçükkeleş, Türkiye’de kadın mücadelesinin AKP’ye rağmen geliştiğini vurguladı. Çilem Küçükkeleş, son olarak kadınları DAD’a sahip çıkmaya çağırdı.    Söyleşi, kadınların soru ve cevaplarıyla devam etti.