Saçın politikası: Hindistan’da kast, Pakistan’da ‘namus’ kıskacı 2026-02-06 09:12:30   Derya Ceylan    HABER MERKEZİ - “Hijyen”, “tertip”, “mahremiyet” ve “namus” dili; Hindistan ve Pakistan’da saç üzerinden kadınlara ve kız çocuklarına “uygunluk” dayatıyor. Okuldan mahalleye, statü ve kast temelli dışlamaya uzanan bu denetim hattı kadınların kamusal yaşam hakkını daraltıyor; kadınlar ise gündelik pratiklerle bu baskıya karşı alan açıyor.   Saç, kimi coğrafyalarda yalnızca estetik bir tercih değil; kadınların ve kız çocuklarının bedeni üzerinden kurulan denetimin görünür alanlarından biri. Hindistan’da okullarda “hijyen” ve “tertip” gerekçesiyle dayatılan saç düzeni dayatması, eşini kaybetmiş ya da boşanmış kadınlara dönük uygulamalar ve kast ayrımcılığıyla genişliyor. Pakistan’da ise “mahremiyet” ve “namus” söylemi, saçın görünürlüğünü kadınların kamusal yaşam hakkıyla ilişkilendirerek bir kontrol rejimi kuruyor. Her iki ülkede de, saçın nasıl hem disiplin aracı hem de kadınlar arası hafıza ve dayanışma alanı olduğu öne çıkıyor.   Hindistan’da saç örgüsü, ev içinde anneden çocuğa aktarılan bir bakım yöntemi olarak yaşamaya devam ediyor. Ancak aynı saç, okul yönetmeliklerinde, mahalle baskısında ve iktidarların dayatmaları ile farklı kalıplarla denetim aracına dönüştürülüyor. Bu denetim, yalnızca çocukluk dönemine sıkışmıyor; yetişkin kadınların yaşamında statü, “yas” ve “saygınlık” üzerinden yeniden üretiliyor. Kast sisteminin gündelik hayata yansıyan ayrımcılığı ise saç kesimi gibi uygulamalarda bile eşitsizliği görünür kılıyor.   Okul koridorunda ‘örgü’: Hijyenle başlayan disiplin   Hindistan’da çocukların saçına dair kuralların en görünür olduğu alanlardan biri okullar. Birçok okulda “düzen” ve “hijyen” gerekçesiyle kız öğrencilerden saçlarını sıkı biçimde toplaması, iki yandan örmesi ya da belirli “tertiplilik” ölçülerine uyması bekleniyor. Böylece saçın “doğru” durması, çocuğun “doğru” davranmasıyla eşleştiriliyor; beden disiplini normalleştirmeye dönük uygulamalar hayata geçirilmek isteniyor. Bu durumun tartışmaya açıldığı örneklerden biri Kerala’da yaşandı. Eyalette 2016’da yayımlanan resmi yazışmalarda okulların öğrencileri saçlarını “ayırıp örmeye” zorlayamayacağı; buna karşın “saçı derli toplu tutma” şartı isteyebileceği belirtildi. “Zorunluluk yok” ifadesine rağmen “tertip” ölçütünün muğlak bırakılması, fiili dayatmaların devam edebilmesine alan açıyor.   Kadınlar ve saç: ‘Yas’ ve statü üzerinden kurulan denetim   Saç, Hindistan’da yalnızca çocuklarını değil, yetişkin kadınların yaşamını da statü üzerinden biçimlendiren bir simge. Bunun en sert örneklerinden biri, eşini kaybetmiş ya da boşanmış kadınlara dönük uygulamalarda ortaya çıkıyor. Bazı geleneksel yorumlarda kadınlardan toplumdan “çekilmesi” beklenirken; beyaz giyme, süs eşyalarını çıkarma, belirli gıdalardan uzak durma gibi uygulamalara ek olarak baş kazıtma ya da saçın kısaltılması da gündeme geliyor. Bu uygulamalar, kadınların kamusal yaşamını daraltan bir görünmezleştirme aracına dönüşebiliyor.   Kutsal kentlerde kadınların yoğun yaşadığı alanlara dair saha aktarımları, bu uygulamaların “hayat boyu yas”ı andıran bir sosyal cezaya dönüştüğünü gösteriyor. Bu tabloda saç, acıyı ifade eden bir unsur olmaktan çıkıyor; acıyı “yönetme” iddiasıyla kadının yaşamını yönetmenin aracına çevriliyor.   Kast ve saç: Gündelik hayata yerleşen ayrımcılık   Hindistan’da saçın toplumsal anlamı, kadınlık kadar kast sistemiyle de iç içe. Saç kesimi gibi gündelik yöntemler, kimi bölgelerde kast ayrımcılığının somutlaştığı alanlara dönüşebiliyor. Bazı yerlerde “alt kast” olarak görülen toplulukların saç kestirmesinin engellenmesi, eşitsizliğin gündelik hayatın içine nasıl yerleştiğini gösteriyor. Bu durum, saçın yalnızca “kadınlık normları”yla sınırlı olmadığını; aynı zamanda kimin eşit sayıldığı, kimin dışarıda bırakıldığı sorusunun da parçası olduğunu ortaya koyuyor.   Ritüelden piyasa zincirine   Ülkede saç, denetim ve kimliğin yanı sıra küresel bir ekonomik zincirin ham maddesi. Tapınaklarda “adak” adı altında saçın kazıtılması (tonsür), milyonlarca kişinin katıldığı yaygın bir ritüel. Ancak bu ritüelin ürettiği saçın nasıl dolaşıma sokulduğu, “kutsallık” anlatısının yanında işleyen bir piyasa mekanizmasını da görünür kılıyor. Tirupati hattı gibi büyük tapınak merkezlerinde toplanan saçın ihaleyle satılması, bu zincirin kurumsallaşmış yüzünü oluşturuyor. Saç bir yandan “bağış” olarak tanımlanırken, diğer yandan ekonomik değeri yüksek bir meta haline geliyor.   Küresel ölçekte ise daha eşitsiz bir tablo dikkat çekiyor: Ham saçın önemli bir bölümü Hindistan’dan çıkarken, yüksek katma değerli ürünlerde (peruk, kaynak vb.) kazanç çoğu zaman başka ülkelerde birikiyor. Bu asimetrik değer zinciri, özellikle yoksul kadınların bedeni üzerinden üretilen değerin çoğu zaman onların yaşamına geri dönmediğine işaret ediyor. Böylece saç, aynı anda hem “kutsal bağış”, hem ticaret nesnesi, hem de kadın bedeni üzerindeki denetimin uzantısı haline geliyor.   Dini kimlikte saç: Sih kadınlar ve ‘kesilmemiş saç’   Hindistan’ın çok katmanlı yapısı, saçın anlamını tek bir gelenekle sınırlamıyor. Sih topluluğunda “kesilmemiş saç” (kesh), dinsel kimliğin temel unsurlarından biri olarak görülüyor ve kadınları da kapsıyor. Bu durum, saçın bazı kadınlar için “dayatma” değil; aidiyet ve kimliği korumanın parçası olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda saç üzerindeki denetimin her yerde aynı aktörler tarafından işletilmediğini de hatırlatıyor.   Kentli kopuşlar: Saç kesmek ‘itaatten çıkmak’ mı?   Büyük şehirlerde ve genç kuşaklarda saç, daha görünür bir pazarlık alanına dönüşüyor. Kısa saç, boyama, farklı örgü biçimleri ya da okul normuna karşı küçük müdahaleler… Bunların tümü, kadınların bedenleri üzerinde söz hakkı talebinin gündelik ifadeleri. Bu kopuşlar her zaman yüksek sesli sloganlarla gelmiyor. Bazen örgüyü gevşetmek, saçı olduğu gibi bırakmak ya da kendi istediği gibi kesmek bile “uygun kadınlık” kalıplarına karşı küçük ama ısrarlı bir itiraz olabiliyor.     Hindistan’da saç örgüsü: Hem dayatma hem kadınlar arası hafıza   Hindistan’da saç örgüsü iki gerçeği bir arada taşıyor. Okullardan eşini kaybetmiş ya da boşanmış kadınlara dönük uygulamalara, kast ayrımcılığından mahalle baskısına kadar uzanan geniş bir hatta saç, kadın bedeninin hedef alındığı bir yönetime dönüştürülebiliyor. Öte yandan ev içinde anneden çocuğa aktarılan örgü ritüeli, kadınlar arası sohbetin, bakımın, güvenin ve paylaşımın alanı olarak yaşamaya devam ediyor. Bu nedenle saç, yalnızca baskının nesnesi değil; kadınların günlük hayatta kendi alanlarını açabildiği ve denetim rejiminde küçük ama ısrarlı çatlaklar oluşturabildiği bir mücadele hattı.   Pakistan’da ‘Mahremiyet’ ve ‘namus’ söylemi: Saç üzerinden kurulan kontrol   Pakistan’da saç, çoğu zaman “mahremiyet” ve “saygınlık” dili içine yerleştirilerek kadınların kamusal yaşam hakkını doğrudan etkileyen bir kontrol alanına dönüştürülüyor. Ülkede baş örtmeyi zorunlu kılan tekil bir ulusal yasa olmasa da “purdah” (mahremiyet/örtünme rejimi) fikri; aileden sokağa, okuldan işyerine uzanan geniş bir alanda kadınların hareketini, görünürlüğünü ve güvenliğini belirleyen temel normlardan biri olarak işliyor. Saç üzerinden kurulan tartışmalar yalnızca kıyafet kodlarıyla sınırlı değil. “Namus/ahlak” söylemi, kadınların saçını ve bedenini hedef haline getirerek taciz ve şiddetin gerekçesi gibi sunulabiliyor; böylece fail görünmezleşiyor, sorumluluk kadınlara yükleniyor.   Purdah nedir, dupatta neden bu kadar belirleyici?   Pakistan’da kadın giyimi geniş bir yelpazeye sahip: dupatta, farklı örtünme biçimleri, yerel pratikler… Purdah, yalnızca örtünme değil; kadınların kamusal alandaki davranışlarını düzenleyen normlar bütünü olarak işliyor. Kimle konuşulacağı, nerede oturulacağı, hangi saatlerde sokağa çıkılacağı, hangi mekânların “uygun” sayılacağı bu normlarla belirleniyor.   Bu kapsamda saç “özel alan”a ait sayıldığı ölçüde kamusal alanda görünmezleştiriliyor. Saçın görünürlüğü “dikkat çekme”yle ilişkilendirildiğinde, kadınların varlığı da saç üzerinden tartışmaya açılıyor. Güvenlik meselesi kamusal sorumluluk olmaktan çıkarılıyor; kadınların kıyafet ve saç tercihine yükleniyor.   Sokakta saç: Taciz, suçlama ve gündelik korku   Pakistan’da kadınların kamusal alanda uğradığı taciz ve şiddet, kadın örgütlerinin uzun süredir gündeminde. Tacizi meşrulaştırmak için kullanılan kalıpların başında ise kadınların “giyimi” üzerinden kurulan suçlayıcı dil geliyor. Tacizin ardından “Niye öyle çıktın?”, “Niye saçın öyleydi?” gibi sorularla ikinci bir şiddet dalgası üretiliyor. Bu dil, kadınların kamusal alandan geri çekilmesine yol açan baskıyı büyütüyor. Bu nedenle kadınlar çoğu zaman “güvenlik stratejisi”ni daha az görünür olmaya zorlanarak kuruyor; özgürlük alanı giderek daraltılıyor.   ‘Düzen’ diliyle normalleştirilen denetim   Pakistan’da da “düzen” ve “tertiplilik” vurgusu, okul disiplininin parçası haline getiriliyor. Çocukların saçlarını örmesi, sıkı toplaması ya da belirli biçimde örtmesi “uygunluk” ölçütüne dönüştürülebiliyor. Bu denetim normalleştirildikçe saç, pedagojik bir konudan çıkarılıp “ahlak” tartışmasının parçası haline getiriliyor.   Aurat March: Bedenin ve saçın politikleştiği alan   Pakistan’daki kadın hareketi, bu normlara karşı uzun süredir mücadele yürütüyor. Aurat March, kadınların beden, emek, güvenlik ve kamusal yaşam hakkı üzerine söz kurduğu en görünür platformlardan biri. Her yıl hedef gösterme ve “ahlak paniği”yle karşılaşması, kadınların talep ve sözünün nasıl bastırılmak istendiğini de gösteriyor. Bu süreçte saç, kadınların “üzerinden konuşulan” bir nesne olmaktan çıkıp, kadınların bizzat söz kurduğu bir alana dönüşüyor.   Mahremiyet ile özgürlük arasındaki gerilimin dili   Pakistan’da saçın sürekli tartışmaya açılması, tek başına örtünme tartışması değil; kadınların kamusal yaşam hakkına dönük daha geniş bir baskı ikliminin parçası. Saç; purdah rejiminde hareket alanını daraltan bir denetim aracına, “namus” söyleminde taciz ve şiddetin gerekçesi gibi sunulan bir suçlama mekanizmasına dönüşebiliyor. Dijital alanda ise kadın görünürlüğü arttıkça hedef gösterme ve çevrimiçi şiddet biçimleri çoğalıyor.   Buna karşın saç, kadınların kendi alanlarını kurabildiği bir yer olmaya da devam ediyor: Ev içinde, kadınlar arasında, çocukların başında, gündelik yaşamın küçük ritüellerinde… Duşatta takmak ya da takmamak; saçını örmek ya da kesmek… Çoğu zaman “basit tercih” değil; kadınların kamusal alanda var olma mücadelesinin bir parçası.