Dêrsim’de ortak yaşam alanı: Yaylalar

  • 09:04 20 Ağustos 2026
  • Yaşam
Gülistan Gülmüş 
 
DÊRSIM - Dêrsim yaylalarında yaşamlarını sürdüren kadınlar, zorlu çalışma koşullarına rağmen doğayla iç içe ve dayanışmayla örülen yaşamlarından vazgeçmiyor. Yayla yaşamının kentlere kıyasla daha güvenli ve huzurlu olduğunu belirten kadınlar, “Herkes doğasına geri dönsün, burada yaşam çok güzel” dedi.
 
Dağları, yaylaları ve özgün coğrafi yapısıyla bilinen Dêrsim, uzun yıllardır özel savaş politikaları ile sosyo-ekonomik dönüşümlerin etkisi altında. Geçmişte yaşanan zorunlu göçler, ekonomik imkânsızlıklar ve istihdam olanaklarının yetersizliği nedeniyle bölgedeki birçok köy nüfusunu kaybederken, metropoller ve yurt dışı yeni yaşam alanları haline geldi. Tüm bu politikalara rağmen bölgede yaşamını sürdürenler ise yayla kültürünü, geleneksel yaşam biçimlerini ve kültürel değerlerini koruyarak gelecek kuşaklara aktarıyor.
 
Dêrsim’in Pülümür ilçesinde bulunan Gobirge (Kırkmeşe) Yaylası’nda yaşayan Songül Düzyar ve Aynur Üç de yayladaki yaşamlarını, üretim süreçlerini ve dayanışmayla geçen günlerini anlattı.
 
‘Burada birbirimize yardımcı oluyoruz’
 
Yıllardır yaylacılıkla uğraştığını ve çocukluğundan bu yana bu yaşamın içinde olduğunu belirten Songül Düzyar, günlük yaşamını şöyle anlattı: “Ben doğuştan beri bu işin içindeyim. 45 yaşındayım, hâlâ bu işle uğraşıyorum. Güzel yönleri de var, zor yönleri de var. Zor yönleri, bir fırtınada, yağışta biraz zorluğumuz oluyor. Ondan sonra kaldığımız yerden devam ediyoruz. Zamanın nasıl geçtiğini bilmiyoruz, güzel geçiyor. Sabah uyandığımda peynirime baskı yaparak tulum yaparım. Sonra bulaşığımı yıkarım, kahvaltımı hazırlarım. Kahvaltıdan sonra çobanlar gelir, bu defa onlar için kahvaltı hazırlarım. Bir de köpekler için yem hazırlarım. Daha sonra beriye gideriz, sütümüzle tekrar peynir yapıyorum. Sonra akşam olur, yemek yaparım, aile ile oturur dinleniriz, çayımızı içeriz. Yattığımızda dinlenmiş oluyoruz. Zaman buldukça çevredekilerle de oturuyoruz, biraz sohbet ediyor, yine işlerimizin başına dönüyoruz. Burada birbirimize yardımcı oluyoruz, burada yaşam çok güzel. Ben burada olmayı çok seviyorum” dedi.
 
‘Şehir hayatı çok kirlenmiş’
 
Kent yaşamının kendisinde güvensizlik duygusu yarattığını ifade eden Songül Düzyar, doğayla iç içe olan yayla yaşamını tercih ettiğini belirterek, “Ben şehir hayatını hiç sevmiyorum. Şimdi bana ‘Buranın nesini seviyorsun?’ diyecekler. Burası doğal, temiz, her şeyden uzak, dinlendirici ve huzurlu. Böyle olunca işler sana hiç zor gelmiyor. Şehre gittiğim zaman bunalıyorum, bir an önce eve dönmek istiyorum. Şehir hayatı çok kirlenmiş, televizyonlardan görüyoruz. Bu yaylalar doğal, yaşantısı da korkusuzdur. Ancak çocuğumuz kente gittiğinde merak ediyoruz, korkuyoruz, ne zaman gelecek diye endişeleniyoruz. Burada öyle değil, dağda bayırda korkmuyoruz. İnsanlar isterse buradaki hayat şehirdeki hayattan çok güzel. Şartlar da iyi; banyosu, çadırı, her şeyi var. Ben şehir hayatını hiç sevmiyorum. Burada kadın olarak korkmuyoruz ama şehirde kapıyı kime açacağımızı bilmiyoruz” diye konuştu.
 
‘Herkes doğasına geri dönsün’
 
Yaklaşık 30 yıldır yaylacılıkla uğraşan Aynur Üç ise üretim sürecinin büyük bir emek gerektirdiğini, buna rağmen yaylada kendisini daha güvende hissettiğini dile getirdi. Yaylada dört aileyle birlikte üç ay boyunca kaldıklarını ve geçimlerini ürettikleri peynir ile yağdan sağladıklarını belirten Aynur Üç, kadınların üretimde üstlendiği emeğe de dikkat çekti. Aynur Üç, “Ben 30 yıldır bu işi yapıyorum. Evlendikten sonra bu işi yaptım. Koyun sağıyorum, benim işim bu. Biz şu an burada 4 aile bulunuyoruz, 3 ay boyunca buralardayız. Burada peynir yapıp satıyoruz, çok zahmetli ama alışmışız. Akşam saat 22.00’da koyunlar gelir, çobanlar uyur, saat 02.00’dan sonra gidip sağıyoruz. Tulum peyniri ve yağ yapıp satıyoruz. Kadınların yükü her zaman daha ağır. Ancak yine de buralar çok güzel, havası çok güzel. Buraya panel getirdik, ışığımız da yanıyor, elektrik var. Burası kentten daha farklı. Herkes doğasına geri dönsün, kentte her şey kötüye gidiyor. Buralarda kendi işimizi yapıyoruz, dağlarımızdayız. Kentte birçok kişi uyuşturucuya bulaşmış” dedi.