Özlem Gündüz: İlk düzenleme Abdullah Öcalan’ın yasal statüsü olmalı

  • 09:01 17 Ağustos 2026
  • Güncel
ANKARA - Çerçeve Yasa'ya dair konuşan DEM Parti MYK Üyesi Özlem Gündüz, yasanın eksiklikleriyle birlikte önemli bir adım olduğunu belirterek, yasa yürürlüğe girdikten sonra oluşturulacak olan kurulun ilk yapması gereken düzenlemenin Abdullah Öcalan’ın yasal statüsünü belirlemek olduğunu söyledi. 
 
Barış ve Demokratik Toplum Süreci kapsamında iki yılı aşkın sürenin sonunda “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” adıyla hazırlanan yasa 467 kabul oy ile Meclis’ten geçti. Yasanın yürürlüğe girmesi ve uygulama aşamasının önümüzde ki günlerde netleşeceği kaydedildi.
 
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Merkezi Yürütme Kurulu (MYK) Üyesi Özlem Gündüz, yasaya dair konuştu. 
 
Silahlı mücadelenin başlangıcının Kürt varlığının inkarı üzerinden geliştiğine vurgu yapan Özlem Gündüz, “Kürt’tün adının bile geçmediği bir dönemde silahlı mücadelenin başlangıcı ve elli yıllık süreci göz önünde bulundurduğumuzda Kürt varlığının açıkça konuşulduğu tartışıldığı bir süreç ve bunun başlangıcıdır. Çıkan yasa, silahsızlanmanın, demokratik siyaset alanın genişlemesi ve Kürt sorunun çözümü demek değildir” dedi.
 
Yasanın devamı mücadeleyle gelecek
 
"Çerçeve yasa olarak nitelendirdiğimiz yasa bir başlangıçtır" diyen Özlem Gündüz, bu sürecin silahlı mücadeleden demokratik siyaset mücadelesine geçiş süreci olduğunu söyledi. Öte yandan  Türkiye’de ciddi bir demokratikleşme sorunu olduğunu dile getiren Özlem Gündüz, “Bütün bunların çözümüne dair başlangıç adımı olarak niteliyoruz. Küçük bir adım ama önemli adımdır. Eksikleri olan ve tamamlanması gereken yönleri olan bir adımdır. Bunun devamını da hep birlikte mücadeleyle getireceğiz. Sadece bu yasa ile sınırlı tutmak beklenti içerisine girmek çok gerçekçi olmaz. Silahların bırakılması, cezaevlerinde PKK’den hüküm giymiş insanların ve yurt dışında olan insanların kendi topraklarında demokratik siyaset yapmasının önünü açmaktır” diye belirtti.
 
Dil pratiğe yansır 
 
Sürecin başından beri Kürt sorunun demokratik çözümü için bir zihniyet değişimine vurgu yaptıklarını söyleyen Özlem Gündüz, “Bu değişimin dile ve pratiğe yansıması beraberinde gelir. Kürt meselesini ‘terör meselesi’ olarak ele alma hali var.  Bu sorunun adını böyle koymamak gerekir. Çünkü ortada inkar edilemeyecek bir mesele var. Ve bunun adı Kürt sorunudur. Bu sorunun çözülmemesinin yarattığı şiddet, çatışma koşulları bu sorunu inkâr etmenin sonuçlarıdır. 'Terör' kavramıyla ele almak iyi niyetli bir yaklaşım değildir.
 
Önce zihniyet değişmeli
 
Yüzyıllık sorunu ve çözümünü ele alıyorsak öncelikle zihniyetimizin değişmesi gerekir. Doğru anlamak, doğru tanımlamak ve doğru dillendirmek gerekir. Yasada geçen kavramlarla dillendirilmesi doğal olarak toplumda bir rahatsızlık ve umutsuzluk yaratıyor. Çünkü bu sorunu tarifleyip bunun mücadelesini yürütenler ve bedel ödeyenler bu sorunun ne olduğunu çok iyi biliyor.  Bu şekilde yaklaşmak toplumsallaşmasını engeller. Bir yandan da sürece olan güveni ve süreci sahiplenmeyi olumsuz etkiler. ‘Terör’ olarak ya da ‘terörist’ olarak nitelendirdiğin konu aslında herhangi bir Kürt'ün tam da işte kendi çekirdek ailesinden tutalım, etrafındaki insanlara kadar kendi kayıplarıdır. O açıdan Kürt'ün duygusunu doğru anlamak ve tarifini doğru yapmak gereklidir. Tarif doğru yapıldığı zaman daha doğru yol alınır, daha hızlı sonuca gidilir.”
 
‘Hala bir düşman olarak görme hali var’
 
Kürtlerin, Kürt sorununun demokratik çözümünden yana olduğunu vurgulayan Özlem Gündüz, “İlk günden beri biz sürekli halk toplantıları yapıyoruz. Mahallelerde halkla bir aradayız. Bu konuda çok kararlılar, çok istekliler. Ama şu noktada da bir rahatsızlık hali var. ‘Terör’ ve ‘terörist’ diyerek tanımlamak Kürt'ün kendisine yapılan hem haksızlıktır ve ‘hakarettir.’ Böyle tanımlayan bir zihniyetle çözüm nasıl olur? En başından hala bir düşmanlık olarak görme tanımlama hali oluyor. Bunun zamanla değişeceğine de inanıyorum.  Bir buçuk yıllık süreçte çok yol aldık. Birçok şey değişti dönüştü. Henüz zamana ihtiyaç var. Çünkü her anlamda oluşturulan korkunç bir algı var. Zaman içerisinde ben bunun değişip dönüşeceğini düşünüyorum” diye ekledi.
 
‘İletişim kanallarının olmaması müzakere koşullarına aykırı’
 
‘Sayın Abdullah Öcalan bu sürecin kurucu aktörüdür ve baş müzakerecisidir’ diyen Özlem Gündüz, “Sayın Öcalan'ın mevcut İmralı koşullarında özgür bir iletişim kanalının, çalışma koşullarının olmaması İmralı Adası'ndan bu sürecin baş müzakerecisi olarak süreci sağlıklı yürütmesi mümkün değil. Çünkü taraflar varsa ve sorunun çözümü noktasında bir irade ortaya konmuşsa karşılıklı bunun gereği olarak taraflar eşit koşullarda olmalıdır.  Devletin sürece dair sözünü söylediği, tavrını tutumunu ortaya koyduğu yerde Sayın Öcalan'ın esas aktörün heyet üzerinden sözlerinin, görüşlerinin dışarıya yansıması, kendi hareketiyle iletişim kanallarının olmaması, üçüncü kişiler üzerinden görüşlerinin yansıması ya da dönüşlerin olması bu müzakere koşullarının doğasına ters, aykırı bir durumdur” diye belirtti.
 
‘Esas başlıklardan biri Sayın Öcalan’ın yasal statüsü’
 
Yasa yürürlüğe girdikten sonra oluşturulacak olan kurulun ilk yapması gereken düzenlemenin Abdullah Öcalan’ın yasal statüsünü belirlemek olduğunu belirten Özlem Gündüz, şöyle devam etti: “Sayın Öcalan'ın baş müzakereci olarak, süreçte rolünü oynamasını sağlamak gerekir. Bizim de DEM Parti olarak esas gündemlerimizden biri de budur. Yasa önemliydi ama eksikleri var. Bunun tamamlanması için bir mücadele yürütmek gerekiyor. Mücadelesini yürüteceğimiz esas başlıklardan biri ilk başlık budur.
 
Sayın Öcalan'ın müzakere edecek koşullarının özgür çalışır, özgür bir şekilde iletişim kanalların açılması ve beraberinde sürecin daha sağlıklı ve hızlı ilerlemesini sağlamak gerekir. Süreç eğer sağlıklı ve hızlı bir şekilde ilerlesin istiyorsak ki en azından herkesin söylediği budur. Bunun gereğini de yerine getirmeli. Velev ki bu şekilde devam ederse bu süreç noktasında kaygıyı, endişeyi arttırır, güveni sorgulatır.”
 
Demokratikleşme için adım atılmalı
 
İki yılı aşkın bir süredir devam eden sürecin ağır ilerlemesinin yanında bir eşiğin aşıldığına dikkat çeken Özlem Gündüz, yasayla beraber hukuki bir adımın atıldığını ifade etti. Yasayı bir başlangıç olarak değerlendirdiklerini aktaran Özlem Gündüz, toplumun bundan sonra ki süreç için de beklentisinin olduğunu söyledi. Türkiye'nin ekonomik, toplumsal, siyasal, ekolojik başlıklarda çözülmesi gereken birçok sorunu olduğunu dile getiren Özlem Gündüz, demokratikleşme yasalarıyla beraber ifade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü için birçok adımın aslında atılması gerektiğine değindi.
 
‘Sürecin sağlıklı ilerlemesinin zemini oluşturulmalı’
 
Gerillaların kendi topraklarına dönüşü ve yurt dışından gelecek olanların demokratik siyasete katılması açısından yasaların hızlı ve birbirini bağlayacak şekilde çıkması gerektiğini belirten Özlem Gündüz, yasanın bu haliyle kalmasının hiçbir anlam ifade etmeyeceğine dikkat çekti. Çözüm bekleyen birçok alan olduğunu dile getiren Özlem Gündüz, “Bütün bunların olması için atılan ilk adımın ve devamının sağlıklı gelebilmesi açısından da Sayın Öcalan'ın bu işin muhatabı olduğu tek bir an bile unutulmamalı ve bunun koşulları oluşturulmalı. Sürecin sağlıklı bir şekilde ilerlemesi açısından bunun zemini yaratılmalı” diye konuştu.