Cezaevlerinde yaşanan ölümlere ilişkin İHİK’e başvuru
- 16:27 14 Nisan 2026
- Siyaset
ANKARA- DEM Parti milletvekilleri cezaevlerinde artan hak ihlalleri ve son dönemde yaşanan ölümlere ilişkin İHİK’e başvuruda bulundu.
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mêrdîn Milletvekili Beritan Güneş Altın, Şirnex Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, Çewlig Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, Amed Milletvekili Serhat Eren, cezaevlerinde artan hak ihlalleri ve yaşanan ölümlere ilişkin Meclis İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Başkanlığı Tutuklu ve Hükümlü Haklarını İnceleme Alt Komisyonu’na başvuruda bulundu.
‘Cezaevlerinde ağır yapısal sorun bulunuyor’
Başvuruda özellikle S Tipi ve Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumlarında tutulan tutsaklara yönelik hak ihlalleri, ağır tecrit uygulamaları, sağlık hakkına erişimin fiilen engellenmesi ve insan onuruyla bağdaşmayan infaz koşullarının giderek derinleştiği belirtilerek, “Bu koşullar altında yaşanan ölümler ise artık tekil olaylar olarak değerlendirilmeyecek bir boyuta ulaşmıştır. 2026 yılı başından itibaren farklı ceza infaz kurumlarından art arda gelen ölüm haberleri, ceza infaz sisteminde yaşam hakkı, sağlık hakkı ve kötü muamele yasağı bakımından çok daha ağır bir yapısal sorunun bulunduğunu göstermektedir” denildi.
‘Cezaevinde kalamaz’ raporuna rağmen cezaevinde yaşamını yitirdi
Marmara 5 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan ağır hasta tutsak Mehmet Edip Taşar’ın Adli Tıp Kurumu’nun “hapishanede kalamaz” yönündeki raporuna rağmen tahliye edilmediğine ve 24 Mart 2026 tarihinde yaşamını yitirdiğine dikkat çekilen başvuruda, “1 Nisan 2026 tarihinde ise Kırşehir S Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan Rojhat Babat’ın, daha önce intihar girişiminde bulunduğu, en son, ölümünden bir hafta önce tekrar intihara kalkıştığı bilinmesine rağmen gerekli önlemler alınmayarak Kayseri’de kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdiği bilgisi ailesine aktarılmıştır” diye kaydedildi.
'Ağır infaz rejimi tutsaklar üzerinde yıkıcı etkide'
Başvuruda 2 Kasım 2020 tarihinden bu yana Batman Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda tutulan Mehmet Çeviren’in ise 13 Nisan 2026 günü öğle saatlerinde intihar ederek yaşamını yitirmesinin son on beş gün içerisinde “kuyu tipi” olarak anılan S Tipi ve Yüksek Güvenlikli hapishanelerde gerçekleşen ikinci ölüm olduğu ifade edilerek söz konusu cezaevlerinde uygulanan ağır infaz rejiminin tutsakların yaşamı üzerinde ki yıkıcı etkisinin bir kez daha açığa çıktığı belirtildi.
'Mehmet Çeviren’in ölümü infaz uygulamalarıyla değerlendirilmeli'
Cezaevlerinde artan baskı ve hukuksuzlukların insan onurunu aşındıran, umut hakkını ortadan kaldıran ve yaşam hakkını engelleyen insanlık dışı bir infaz düzeni oluşturduğuna dikkat çekilen başvuruda Mehmet Çeviren’in yaşamını yitirmeden önce yaptığı avukat görüşmesinde; Hapishane idaresinin baskısının arttığını, zor uygulamalarının yoğunlaştığını ve tecrit koşullarının katlanılamaz bir seviyeye ulaştığını söylediği belirtilerek “Ölümden kısa süre önce dile getirilen bu tespitler, Mehmet Çeviren’in yaşamını yitirmesine giden sürecin yalnızca ölüm anıyla sınırlı değil, öncesindeki infaz ve idari uygulamalarla birlikte değerlendirilmesini zorunlu kılmaktadır” denildi.
Son olarak başvuruda; Mehmet Çeviren’in ölümünün basit bir “intihar” vakası olarak kayda geçirilmesinin kabul edilemez olduğu ifade edilerek “Delillerin eksiksiz toplanması, kamera kayıtlarının korunması, görevli personelin tamamının belirlenmesi, aile ve avukatların sürece etkili biçimde katılımının sağlanması da bu yükümlülüğün ayrılmaz parçasıdır” diye belirtildi.
Milletvekilleri başvuruda şunları talep etti:
“*Mehmet Çeviren’in yaşamını yitirmesine ilişkin tüm sürecin Komisyon gündemine alınmasını,
*Adalet Bakanlığı, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, Batman Kapalı Ceza İnfaz Kurumu idaresi, ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı, ilgili adli tıp birimleri ve varsa müdahalede bulunan sağlık kuruluşlarından tüm bilgi ve belgelerin ivedilikle istenmesini,
*Mehmet Çeviren’in ölümünden önceki son altı aya ilişkin revir başvuruları, hastane sevkleri, psikolojik ve psikiyatrik değerlendirmeler, ilaç kayıtları, disiplin ve gözlem notları, oda yerleştirme kayıtları ile tüm idari tutanakların temin edilmesini,
*3 Nisan 2026 tarihli avukat görüşmesinde dile getirilen baskı, tecrit, 7/24 kamera ile izleme, koğuş baskınları, sosyal faaliyetlerin engellenmesi ve sağlık hizmetlerine erişimin 'ağız içi arama' dayatmasıyla fiilen sınırlandırıldığı yönündeki iddiaların tüm yönleriyle araştırılmasını,
*Ölüm olayının tarihi, saati, yeri, gerçekleşme koşulları ve ilk müdahale zincirinin ayrıntılı biçimde ortaya çıkarılmasını,
*Olay anına ve öncesine ilişkin kamera kayıtlarının, hücre/oda yerleşim planlarının, nöbet çizelgelerinin, sayım kayıtlarının, sevk kayıtlarının, görevli personel listelerinin ve tüm tutanakların gecikmeksizin muhafaza altına alınıp alınmadığının tespit edilmesini,
*Cezaevi idaresi, sağlık personeli ve olay günü ile öncesinde görev yapan kamu görevlileri hakkında idari soruşturma başlatılıp başlatılmadığının araştırılmasını,
*İlgili Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmanın kapsamının, toplanan delillerin, ifadeleri alınan kişilerin ve talep edilen uzman incelemelerinin Komisyon tarafından izlenmesini,
*Mehmet Edip Taşar, Rojhat Babat ve Mehmet Çeviren’in yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan süreçlerin birlikte değerlendirilerek S Tipi ve Yüksek Güvenlikli ceza infaz kurumlarında yaşam hakkı ve sağlık hakkı bakımından ortaya çıkan ortak ihlal örüntüsünün raporlaştırılmasını,
*S Tipi ve Yüksek Güvenlikli ceza infaz kurumlarında uygulanan tecrit koşullarının, sağlık hizmetine erişimin önündeki engellerin, mahremiyet ihlallerinin ve psikolojik yıkım yaratan infaz uygulamalarının mahpusların yaşamı üzerindeki etkilerinin özel bir Komisyon incelemesine konu edilmesini,
*Komisyonunuz tarafından yapılacak inceleme sonucunda, ceza infaz kurumlarında yaşam hakkı, sağlık hakkı ve etkili soruşturma güvenceleri bakımından gerekli yasal ve idari değişikliklerin tespit edilerek kamuoyuyla paylaşılmasını talep ederiz.”







