Kürt Halk Önderi’ne doğum günü mektupları (4)
- 09:01 5 Nisan 2026
- Dosya
‘Amara’da ilk tam nefesimizi alacağız’
ANKARA – Tutsak Zilan Demir, Kürt Halk Önderi’nin fiziki özgürlüğüyle Amara’da “ilk tam nefesi alacaklarını” ve yarım kalan yasın tamamlanacağını belirtirken; Ayşe Topçu ise bu kavuşmayı “hakikat karşısında yanma hissi” olarak tanımladı.
Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ndeki tutsaklar, 4 Nisan’da 77 yaşına girecek Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın doğum günü kapsamında hazırladıkları söyleşi dizisini ajansımıza gönderdi.
Bu söyleşi dizisinin dördüncü bölümünde Zilan Demir ve Ayşe Topçu’nun değerlendirmelerine yer veriyoruz.
*Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 77’inci yaş gününde fiziki özgürlük koşullarında kutlama ihtimali size ne hissettiriyor?
Zilan Demir: Amara’da gerçekleşecek olan bu buluşma-kavuşma, tek duygu kelimeyle tanımlayacak kadar uzun ömürlü bir “an” olacaktır. Kürt halkı olarak bir yanımız hep eksik, aldığımız nefes hep yarımdı. Bu kavuşmayla Amara’da halk olarak doluştuğumuz kutsal mekânda ilk tam nefesimizi alacağız ve önderlikle tamamlanacağız. Şehit yoldaşlarımızı anacağız ve tarihimizin tutulmamış yasını orada tamamlayacağız. Orada yeniden doğacağız önderlikle…
Ayşe Topçu: “Cananın cemalini görmeye uzak düştüğümüz an’dan beri hasret kaldık.” Bu hasretliğin bitimi esnasında halklara ve benim için gönül deryasına girmiş olan hakikat karşısında dört kelebek misali yanma hissini hissettiriyor.
*Kürt Halk Önderi’ne bir hediye vermek isteseydiniz ne olurdu; maddi, manevi olarak?
Zilan Demir: Önderliğe manevi hediye bâbında yazdığım bir şiiri okumak isterdim. Hediyeye “maddi” demek çok yerini bulmasa da, ayriyeten avucuna bir palamut koymak isterdim. Palamut, meşe ağacının meyvesidir ve coğrafyamızda en çok yetişen, her türlü imkânsızlıklarda boy verebilen bir ağaçtır. Halkımız ambargo altında yaşadığı yılları ve tüm açlıkla mücadelemizde palamut meyvesini kendimize aş yapmışız. “Nan”ın ülkesinde palamutu ekmeğe çevirdiğimiz zamanların anısınadır.
Ayşe Topçu: “Bir gün gidersem köyüme, o benden sakladıkları arkadaşlarımı teker teker bulacağım… Özgürce toprağa dokunup yeniden doğacağız” demişti. Ben de buradan yola çıkarak çocukluğunun geçtiği köye gidip, çocuk yüreğinin aradığı sevgileri ve arkadaşlarını alıp fıstık ağaçlarının gölgesinde, üzüm bağlarının arasında çocukluğunda dinlemiş olduğu klamları söylerdim.
*Kürt Halk Önderi ile ilişkinizi nasıl tanımlıyorsunuz, bir kadın olarak onunla arkadaşlık etmek nasıldır?
Zilan Demir: Önderlikle ilişkimi her ne kadar özgür yoldaşlık tanımı olarak tanımlasam da yetersiz yoldaşlık etmenin yükünü taşıyor ve mahcubiyetinin telafisini yapamamışken, özgür yoldaşlık bu hâliyle ancak iddiam olarak kalmaktadır. “Özgürlük” ve “arkadaş” kelimeleri Hint-Avrupa dil ailesinde aynı köke sahiptir. Anadilim Kürtçe böyle midir, henüz araştırmış değilim ama zaten yaşam felsefemiz bu iki kelimeyi aynı kök üzerinde yeşertiyor. Önderliğin “Kadın ne zaman insanca paylaşmaya değer bir konum edinir, o zaman özgürdür” diye bir değerlendirmesi var. Özgür bir kadın yoldaşlığıyla, beni dilsizlikten dile kavuşturan kendisiyle konuşmak, tartışmak, diyalog kurmak, sohbet etmek en büyük istemimdir.
Ayşe Topçu: Evren ile yaşam arasındaki diyalektik uyum olan, yine yağmurun doğadaki bir çiçek arasındaki ilişki gibi. O’nunla arkadaşlık etmek, yaşamın anlamına anlam katmaktır.
*Sizce Kürt Halk Önderi nasıl biridir?
Zilan Demir: Şems Tebrizî, “Tanrıyı sevmek kolaydır, kusursuzu herkes sever; kusurluyu sevmek ise insan sevgisidir” der. Önderlikte sevgi insandır; çünkü kusurluyu da sever ve kusura, eksiğe, yetmezliğe karşın sevmek, sevmemekten daha zor ve daha özgürleştiricidir.
Ayşe Topçu: Umudu, inancı zamanın ruhuna nakşeden, büyük idea, büyük hayalleri halkların yüreğinde filizlendiren…
*Üveyş Ana’nın gözünde Kürt Halk Önderi nasıl biridir? (Çocukluğu, gençliği, önderliği)
Zilan Demir: Üveyş Ana’nın gözünde önderlik, “zapt edilemez çocuk”tu diye çıkarsama yapıyoruz. Ve hep öyle kaldı, tıpkı güneş gibi zapt edilemez. Üveyş Ana, bilge kadın sezgileriyle hissetmişti. Önderliğin mücadeleci ve zor bir yaşama atılacağını ki kavgaları, onu korumak adına bu annelik kaygısındandı.
Ayşe Topçu: İlk öğretmeninin gözünde, çocukluk dönemleri; kavgacı yönü ağır basan, yere göğe sığmayan, dediğim dedik. Gençlik dönemlerinde; boyun eğmeyen, savaşçı… Önderlik dönemlerinde onurlu, idealarını gerçekleştiren.
*Sizce Kürt Halk Önderi kadın özgürlüğünü ve tarihsel toplumsal kimliğini anlamlandırırken ilhamı nereden alıyor?
Zilan Demir: Bence tarihsel sosyolojiyle sağladığı kadının tarihteki rolünden, toplumsal yaşamın kök hücresi olmasından ilhamını alıyor. Ama buna katalizör etkiyi yaratan, tanıdığı ilk kadınların yaşam gerçekliğinden, Üveyş Ana’dan küçük Elif’e kadar ve mücadeleci İnanna’lar olan şehit Sara, Zilan, Beritan, Sema, Asya’lardan alıyor yürütücü ilhamını diyebiliriz.
Ayşe Topçu: Zamanın içinde kaybolmuş olan tanrıçalar, tarih içinde ilk ana toplum kültürünün kastik katilin eliyle yok oluşu, insanlığın ve inançların doğduğu ve beşiklik ettiği Mezopotamya topraklarından…
*Demokratik toplum manifestosunu nasıl bir önderlik gerçeğiyle karşılaştırırsınız, yeni sürecin bu önderlikle bağını nasıl kavramsallaştırabilirsiniz?
Zilan Demir: Her zamanki gibi çarpıcı bir önderlik gerçekliğiyle karşılaştım. Bilgeliğini kavramların, kuru formüllerin ötesine taşıran, bir çocuğa anlatacak kadar sade ve mütevazı, bir bilim insanını doyuracak kadar olgun, hatta taşkın. Halkların önderliği olarak Ortadoğu siyasetinde somutlaştı ve yine belirleyen oldu. Söz ile pratik bağını etkin kurma yeteneğidir ki sorun çözme alanı olan siyaset ile Ortadoğu’da şu an söz sahibidir.
Ayşe Topçu: Bir insanın tüm zaman ve mekân içine sıkışmadığı, yeniden bir doğuşla tarihi günümüzle buluşturan, yeni fiziksel-düşünsel-pratiksel yaratımlarıyla ezberleri bozan, tarihin sayfalarına adını yazdıran gerçeklikle karşı karşıyayız.
*Siyasi kadın bir tutsak olarak Kürt Halk Önderi ile özgürlüğünüze kavuştuğunuzda nasıl bir buluşma hayal ediyorsunuz?
Zilan Demir: Her mektubumun son cümlesi, “özgür günlerde bilgeyle ateş çemberinde sohbetlerimizde buluşmak üzeredir.” Cudi’nin zirvesinde ateş başı bir sohbet hayal ediyorum. Cudi, önderliğin zirvesine çıkmak istediği bir dağımızdır. Nuh’un gemisinin tufandan kurtulup Cudi zirvesine oturduğu söylenir. Hem belki o zaman “Nuh’un gemisi Cih-di (yerini buldu) Cudi’de” diye bir espri de yaparım. (Cudi, etimolojik olarak Kürtçede yerini buldu. Cih-di anlamındadır.)
Ayşe Topçu: Milyonlarca insanın İmralı’ya akın ettiği anı hayal ediyorum. Son olarak 77. yaş günümüzü en içten duygularla kutluyorum. Rojbûna me pîroz be.







