Tutsak siyasetçi Pervin Oduncu: Kastik katil katilliğini, kadınlar örgütlenmesini sürdürecek

  • 09:03 8 Şubat 2026
  • Siyaset
Dilan Babat-Melek Avcı
 
ANKARA - Kobanê kuşatması, saldırıları, kadınların hedef alınmasını ve direnişi değerlendiren Kobanê Davası’nın tutsak siyasetçilerinden Pervin Oduncu, “Kadının uyanmasından, örgütlenmesinden ve direnmesinden çok korkuyorlar. Korktukları için bu kadar öfkeliler. Ellerinde tuttukları saç örgüsü korktuklarının kanıtıdır. Kastik katil, katilliğini;  kadınlar da uyanışını ve örgütlenmesini sürdürecek.
 
HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı çeteler 6 Ocak Halep’in Kürt mahallerine saldırdı.  Tüm Rojava- Kuzey ve Doğu Suriye’yi hedef alan saldırılara karşı Kürt halkı ve dostları Kürdistan ve dünyanın dört bir yanında görkemli direniş sergiledi. Küresel direniş sonucunda Demokratik Suriye Güçleri ve  HTŞ arasında 30 Ocak’ta anlaşma imzalandı. Ancak anlaşmaya rağmen Kobanê’deki kuşatma hala sürüyor. Kürt halkı ve dostları Kobanê’ye yönelik kuşatma kalkıncaya ve anlaşma maddeleri hayata geçirilinceye kadar direnişin süreceği mesajını veriyor.
 
Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde olan ve Kobanê Davası’ndan yargılanan eski HDP MYK üyesi tutsak siyasetçi Pervin Oduncu, Rojava-Kuzey ve Doğu Suriye'deki direnişi ve Kobanê kuşatmasını değerlendirdi.  
 
“Bugünkü saldırı o gününün rövanşı gibi dursa da özünde yeni kurulmak istenen Suriye sisteminin Kürtlere dayatılması “en aza” razı ederek demokratik halkların, kazanımların gaspıdır.”
 
*2014 yılında Kobanê tehdit altındayken dünyaya “düştü, düşecek” denilen bir kent, bugün yeniden hedefte ve kuşatma altında. Sizce tarih mi tekerrür ediyor yoksa aynı inkar siyasi başka biçimde mi sürüyor? 
 
IŞİD vahşet örgütü 2014 yılında Kobanê kapılarına dayandığında Musul gibi kocaman şehirleri yıka yıka, Êzidîlere, Alevilere, kendilerinden olmayan Araplara, Türkmenlere katliam yapa yapa gelmişlerdi. Tüm dünya bu vahşeti canlı yayınlarda, videolarda izliyordu. Koskoca Irak, Suriye, KDP, YNK ordu güçleri bunların önünde direnemiyor, hızla geri çekilip kaçıyorlardı. Korku çok büyüktü. IŞİD’lileri Kobenê’den sonra Antep ve oradan hilafeti ilan etmek üzere İstanbul’u hedeflemiş, bunu da ilan etmişlerdi. Kobanê onlar için küçücük ilçeydi, yutup geçeceklerdi. Ancak öyle olmadı. Kobanê’nin kadın ve erkekleri dünyanın dört bir yanından gelen halkların ortak direnişi ile IŞİD’e ilk kez en büyük yenilgisini yaşattı. Bugünkü saldırı o gününün rövanşı gibi dursa da özünde yeni kurulmak istenen Suriye sisteminin Kürtlere dayatılması “en aza” razı ederek demokratik halkların, kazanımların gaspıdır. Tarih tekerrür etmese de ileri ve geri, kazanım ve kayıplarla yeniden bir coğrafi, siyasi, kültürel dizayna gidilmek istendiği açıktır. Burada belirleyici olan örgütlülük ve direniş düzeyi olacaktır. Varlık mücadelesini 50 yıldır yürüten Kürtler daha azına razı olup inkar politikalarının devamına razı gelmeyecektir. İnkar politikaları çökmüştür. Demokratik, kadın özgürlükçü, komünal, sosyalist toplumun gelişmesini önlemeye çalışmaktadırlar. Kaygı ve korkuları, saldırganlıklarının nedeni budur. Tarihin gidişatına egemenlerin müdahalesidir, böyle anlamalı. 
 
“Kadının uyanmasından, örgütlenmesinden ve direnmesinden çok korkuyorlar. Korktukları için bu kadar öfkeliler.”
 
*Kobanê direnişi kadınların öncülüğünde bir dünya hafızası yarattı. Bugün o hafızanın bilinçli olarak silinmek istediğini düşünüyor musunuz? 
 
Arin Mirkan şahsında yüzlerce, binlerce kadın canları pahasına direnerek gerici, vahşi erkek egemen zihniyete büyük darbe vurmuştur. Unutmayalım bu topraklar 10 bin yıllık insanlık tarihinin, kadın cins kırımının yaşadığı topraklardır. Tarihin başlangıç yeridir. Me’leri çalınan, Tanrıça İnanna’nın öfkesi hala bu topraklarda çınlamaya, yankılanmaya devam ediyor. Me’ler kadın kazanımı, emeği, örgütlüğüdür. Kastik katil erkeklerinin çaldığı değerlerdir. Bugün o kastik katiller temsiliyetini Marduk soyundan gelen erkek egemen zihniyetli emperyalist Trumpla, onun yerli uzantısı sömürgeci devletlerde ve kanlı katil IŞİD gibi örgütlerde kendini devam ettirmektedir. Savaş içinde savaş, oyun içinde oyun planlayan, sahada oynayan hep erkek aklıdır. Bugün Kürt kadını öncülüğünde kadın özgürlük düşüncesi, örgütlülüğü ve direnişine asla tahammül olmadığını ve bu direnişi boğmak istedikleri açıktır. Kadının uyanmasından, örgütlenmesinden ve direnmesinden çok korkuyorlar. Korktukları için bu kadar öfkeliler. Ellerinde tuttukları saç örgüsü korktuklarının kanıtıdır. Kastik katil, katilliğini;  kadınlar da uyanışını ve örgütlenmesini sürdürecek. Geri düştüğümüz her nokta onların kazanımı olur. Buna izin vermemek, direnişi sürdürmek önemlidir.
 
“Sayın Abdullah Öcalan’ın tezlerinde ne kadar haklı olduğunu bu saldırılar bir kez daha göstermiş, öz savunma ile Demokratik Toplum çizgisinin nasıl örgütlendiği bir kez daha kanıtlanmıştır.”
 
*11 yıl sonra yine Kobanê konuşulurken siz Kobanê Davası’ndan yargılanan kadınlardan olarak bu süreci hangi duyarlılıkla izliyorsunuz? 
 
Evet, biz şuan 6 kadın tutuklu kalsak da Kobanê Kumpas Davası’nda en çok kadın arkadaşlar yargılandı. 4 yıl boyunca çoğu HDP’li olan 48 kişinin öldürülmesi, binlerce olaydan sorumlu tutulduk. Oysa biz Kobanê halkıyla birlikte gericiliğe, faşizme, IŞİD vahşetine karşı demokratik taleplerimizi ortaya koymuştuk. Gerçek sorumlular asla ortaya çıkmadı, çıkarılmadı. Yaşanan olaylardan, ölümlerden sorumlu olmadığımız AİHM ve mahkemenin kendisi tarafından da kabul edildiği halde büyük cezalar vermekten çekinmediler. Bizler mahkeme salonlarında, zindanlarda Kobanê’yi savunmaya devam edeceğiz. Kobanê’yi savunmak insanlığı savunmaktır. Bugün yeniden Kobanê’ye saldırılması, elektriksiz, susuz bırakılması, çocukların soğuktan donarak ölmesi, açlığa mahkum edilmesi o günün kini ve öfkesidir. Bizleri bu durum derinden yaralamakta, üzmekte ama halkımıza büyük direneceğimize olan inancımızı sarsmamaktadır. Sayın Abdullah Öcalan’ın tezlerinde ne kadar haklı olduğunu bu saldırılar bir kez daha göstermiş, öz savunma ile Demokratik Toplum çizgisinin nasıl örgütlendiği bir kez daha kanıtlanmıştır. 
 
“Şara yönetimi onların yansıyan yüzleridir. Halkımızın çıkarları için belki uzlaşılabilir ancak o maskenin arkasındaki vahşeti asla unutmamak önemlidir.”
 
*2014’te Kobanê’de hedef alınan bir diğer şey kadın özgürlük çizgisiydi. Bugün de benzer bir durum gerçekleşiyor. Ne söylersiniz? 
 
Aslında ikinci soruda değindiğimiz bu saldırılar kesinlikle tesadüf değildir. Burada çatışan iki düşünce, iki toplumsal sistem çatışmaktadır. Biri kastik katil erkek egemenlerin yarattığı hegemonik, emperyalist, sömürgeci, din kisveli erkek egemen dünya; diğeri ise Sayın Abdullah Öcalan’ın paradigmasını oluşturduğu kadın eksenli demokratik, sosyalist, özgürlükçü toplum çizgisidir.  Evet sosyalizmden, özgür düşünceden çok korkuyor, yok etmek için elinden geleni yapıyorlar. Ve fakat özgür kadın örgütlenmesinden, direnişinden, düşüncesinden daha fazla korkuluyor, saldırganlaşıyor, çılgına dönüyorlar. “Dünya Lideri” Trump’tan tutalım bütün hegemonik, gerici, faşist güçler kadınlara savaş açmış durumda. Yoksa Esat rejimi çözüldükten sonra neden kendilerinin destekledikleri DSG’yi iktidar modeli olarak düşünüp desteklemediler, eski IŞİD artıklarına kravat takıp “Şam’ın meşru, şahane, harika lideri” unvanını verip devleti ona teslim ettiler. Kastik katil erkek zihniyeti iş başında, bunda anlaşılmayacak bir durum yok. Tercihleri zihniyetlerinin aynasıdır. Şara yönetimi onların yansıyan yüzleridir. Halkımızın çıkarları için belki uzlaşılabilir ancak o maskenin arkasındaki vahşeti asla unutmamak önemlidir. 
 
“Kobanê bir boyut kapısı gibi bize vermez, kendimiz direnip kazanacağız. Örgütlülüğümüz ve toplum gücü her şeydir, örgütsüzlük ölümdür! Örgütleneceğiz ve kazanacağız. Bizler için Kobanê, direnilen her yerdir.”
 
*Kobane’nin 2014’te düşmemesi bir kaderi değiştirdi. Bugün Kobanê için verilen mücadele hangi geleceği belirleyecektir? 
 
Kobanê o gün IŞİD çetelerini, vahşetini, gericiliğini yenerek faşizme büyük darbe vurdu ve tüm Ortadoğu’nun 100 yıllık denkleminin değişmesinin fitilini ateşledi. Rejimler, örgütler çöktü, hegemonlar katliamlarını ciddi bir direniş olmadan rahatlıkla uyguladılar. Filistin halkı büyük acılar yaşadı, yaşamaya devam ediyor. Kürtler Suriye’de ilk kez tarih sahresinde fiili bir statüye kavuştu. Bugün gelinen noktada Kobanê ve Rojava’daki süreci Türkiye’de Sayın Abdullah Öcalan’ın Barış ve Demokratik Toplum sürecinden bağımsız ele alamayız. Rojava ve tam dört parçadaki direnişimiz, dünyadaki halkımızın direnişi bizlere bu sefer ulusal birliğe, demokratik ulusal birliğin inşasına, demokratik Ortadoğu’ya taşıyacak. Bu hedefi kitlenirsek zafer kaçınılmazdır. Milliyetçiliğin ötekileştiren, karşıtlaştıran, dışlayan, yok etmek üzerine kurulu zihniyetine kapılmadan ulusal birliğimizin, özgür Kürt kazanımlarının ısrarcı savunucuları olacağız. Kobanê bir boyut kapısı gibi bize vermez, kendimiz direnip kazanacağız. Örgütlülüğümüz ve toplum gücü her şeydir, örgütsüzlük ölümdür! Örgütleneceğiz ve kazanacağız
 
“Bizler için Kobanê, direnilen her yerdir. Mahkeme salonları, zindanlar, mahalleler, köyler, dağlar… Sayın Abdullah Öcalan’ın Demokratik Toplum ve Barış sürecinin inşa ve yeniden inşa gücü kadınlardır. Bunu her yerde başarmak, öncülüğünü yapmak da biz kadınların görevidir.”
 
*Kobanê Davasın’dan yargılanan kadınlar olarak Rojava’daki kadınlara ne söylemek istersiniz? 
 
Bizler hepimiz “jin jiyan azadî” ve “berxwedan jiyan e” kültüründen gelen kadınlarız. Öncelikle Rojava’daki kadın yoldaşlarımızı ve tüm direnenleri selamlıyor, saç örgülerinden öpüyoruz. Tüm dünya insanlığının kadınları, dört parça Kürdistan kadınlarını Rojava ile dayanışmayı sürdürmeye çağırıyoruz. Bizler için Kobanê, direnilen her yerdir. Mahkeme salonları, zindanlar, mahalleler, köyler, dağlar… Sayın Abdullah Öcalan’ın Demokratik Toplum ve Barış sürecinin inşa ve yeniden inşa gücü kadınlardır. Bunu her yerde başarmak, öncülüğünü yapmak da biz kadınların görevidir. Bizim için Sayın Öcalan deniz fenerimizdir, bunu unutmadan öz savunmamızı ve inşamızı gerçekleştirebiliriz.