Saçın hafızası: Kürdistan’da yas, inanç ve direniş
- 09:07 7 Şubat 2026
- Dünya
Derya Ceylan
HABER MERKEZİ - Kürdistan coğrafyasında saç; yasın görünür dili, inancın ritüeli ve direnişin hafızası olarak kadınların bedeninde kuşaktan kuşağa taşınıyor. Çözülen saç kırılmayı, örülen saç ise yaşamı yeniden kurma iradesini simgeliyor.
Kürdistan coğrafyasında saç, kadınlar için yalnızca bedensel bir unsur ya da kültürel bir süs değil. Tarihsel travmaların, inanç yöntemlerinin ve direniş biçimlerinin kuşaklar boyunca aktarıldığı canlı bir hafıza alanı olarak varlığını sürdürüyor. Kürdistan’da, Güney Kürdistan’da ve Şengal’de kadınların saçla kurduğu ilişki; farklı siyasal koşullara rağmen ortak bir sembolik dil etrafında şekilleniyor: Yas çözülen saçta görünür olurken, direniş ve toparlanma çoğu zaman örülen saçta hayat buluyor.
Saçın çözülmesi ya da kesilmesi, kimi zaman “geri dönüşü olmayan” bir kırılmayı; örgü ise yaşamı yeniden kurma iradesini işaret ediyor. Kadınların bedeni üzerindeki denetim ve şiddet pratikleri, bu hafıza alanını hedef alırken; kadınlar da gündelik hayatın içinde, ritüellerle ve direniş pratikleriyle bu alanı yeniden kuruyor.
Kürdistan: Travmanın bedende tutulması
Kürdistan’da saç, özellikle devlet şiddetinin yoğunlaştığı dönemlerde kadınların yaşananları bedenlerinde taşıma biçimlerinden biri hâline geldi. Dêrsim Tertelesi’nden askeri operasyonlara, köy yakmalarından zorunlu göçe uzanan süreçler; yas ritüellerini kamusal ve görünür kıldı. Bu dönemlerde saçın çözülmesi ya da kesilmesi, yalnızca kişisel bir acının ifadesi olarak kalmadı; aynı zamanda “geri dönüşü olmayan” bir kırılmanın, bir yıkımın ilanı olarak anlam kazandı.
Dengbêj anlatılarında ve ağıtlarda sıkça karşılaşılan “saçı çözülmüş ana” figürü, sözlü tarihte travmanın sürekliliğini temsil ediyor. Bu figür, yalnızca yas tutan bir kadını anlatmıyor. Hafızayı diri tutan, unutmaya karşı direnen ve tanıklığı taşıyan bir kadın imgesini görünür kılıyor. Saçın çözülmesi, acının gizlenmediği; aksine toplumsal alanda görünür kılındığı bir yas dili olarak kuşaktan kuşağa aktarılıyor.
Güney Kürdistan: Ritüel süreklilik ve yaşamı yeniden kurma
Güney Kürdistan’da saç örgüsü, uzun yıllar boyunca daha çok ritüel ve gündelik hayatın düzenleyici unsuru olarak varlığını sürdürdü. Uzak yerleşim bölgelerinde kadınların saçlarını örmesi; tarımsal emekle, ev içi üretimle ve toplumsal düzenin ritmiyle iç içe geçen bir pratikti. Ancak savaşlar, iç çatışmalar ve zorunlu yer değiştirmelerle birlikte bu gündelik pratik, yalnızca “alışkanlık” olmaktan çıkıp hayatta kalma ve toparlanma biçimine dönüştü.
Göç yollarında, kamplarda ve kent çeperlerinde kadınların saçlarını sıkı biçimde örmesi; dağılmaya karşı bedensel bir denge kurmanın işaretine dönüştü. Bu bağlamda örgü, yasın dışavurumundan çok, yaşamı sürdürme iradesinin simgesi olarak öne çıktı. Güney Kürdistan’da saç, sürekliliği kesintiye uğrasa da yeniden kurma çabasının sembolü hâline geliyor; kadınların emekle ve gündelik hayatla ördüğü bir “toparlanma dili”ne dönüşüyor.
Şengal: İnançla mühürlenmiş beden hafızası
Şengal’de Êzidî kadınlar için saç, doğrudan inanç sistemiyle ilişkili bir anlam taşıyor. Êzidîlikte beden, ruh ve topluluk arasında kurulan bağın önemli taşıyıcılarından biri olarak kabul ediliyor. Bu nedenle saçın örülmesi, kadının toplumsal ve inançsal düzenle kurduğu uyumun göstergesi sayılıyor. Saçın çözülmesi ya da kesilmesi ise en ağır yas hâllerinden biri olarak görülüyor.
2014’te DAİŞ’in Şengal’e yönelik saldırıları sırasında Êzidî kadınların saçlarının zorla kesilmesi, örtülmesi ya da teşhir edilmesi; yalnızca cinsiyetçi bir şiddet biçimi değildi. Bu pratikler, Êzidî inancını ve kolektif hafızayı hedef alan sistematik tahribatın bir parçası olarak değerlendirildi. Saç üzerinden uygulanan şiddet, kadın bedenine dönük saldırının yanı sıra topluluğun sürekliliğini kırmayı amaçlayan bir yok etme hattı kurdu; iradeyi kırmayı, hafızayı dağıtmayı hedefledi.
Katliamdan sağ kurtulan kadınların bir kısmının saçlarını kesmesi, bir kısmının ise zamanla yeniden örmesi; yas ile direniş arasındaki ikili hattı görünür kıldı. Şengal’de örgülü saç, hayatta kalmanın, onuru geri almanın ve inancı yeniden ayağa kaldırmanın sembolü hâline geldi. Bu sembol, yalnızca geçmişin ağırlığını taşımıyor; aynı zamanda yaşamı yeniden kurma iradesini de işaret ediyor.
Ortak sembolik dil: Çözülen saç, örülen hafıza
Kürdistan’da çözülen saçla tutulan yas, Güney Kürdistan’da örgüyle sürdürülen yaşam ve Şengal’de inançla örülen direniş; birbirinden kopuk değil. Kürt kadınların tarihsel deneyimlerinin farklı yüzleri olarak yan yana duruyor. Saç, bu coğrafyalarda kadın bedeninin yalnızca denetlenen bir alan olmadığını; aynı zamanda hatırlamanın, sürekliliğin ve direnişin kurulduğu politik bir alan olduğunu gösteriyor.
Bu yönüyle Kürdistan’da saç örgüsü, geçmişin bir geleneği olmanın ötesinde. Travmayla baş etmenin, yas tutmanın ve direnişi yeniden üretmenin bedende kurulan tarihsel dili olarak yaşamaya devam ediyor.







