Bir saç örgüsünün düğümlerinde zafer korkusu

  • 09:26 22 Ocak 2026
  • Kadının Kaleminden
“Güçlü olan, rakibini yok etmeye değil; onunla yüzleşmeye cesaret eder. Burada ise yüzleşme yok, kaçış var. Bir zafer korkusu var. Evet, yanlış duymadınız; Zafer korkusu. Bir gün yeniden zılgıt duyma korkusu. Bir gün yeniden saçları rüzgârda dalgalanan kadınların yürüyüşünü görme korkusu. Bir gün yeniden ‘yenildik’ demek zorunda kalma korkusu.”
 
Beritan Elyakut
 
Bazı korkular silahla açıklanamaz. Bazı nefretler tanktan, uçaktan, sürgünden değil; bir saç örgüsünden doğar. Rojava’da bugün yaşananlar, yalnızca bir askeri saldırı ya da bölgesel bir çatışma değildir. Bu, bir hafızaya, bir direniş biçimine, bir kadının bedeninde somutlaşmış özgürlüğe yönelmiş sistematik bir yok etme arzusudur. Ve bu arzunun merkezinde, ironik biçimde, bir saç örgüsü durur.
 
Bazı zaferler, kazananın elinde değil; yenilenin korkusunda anlaşılır. Rojava’da bugün yaşanan tam olarak budur: yenilmiş bir karanlığın, hafızaya karşı açtığı savaş. Bu sıradan bir “savaş çığırtkanlığı” değildir. Bu, bir halkın iradesine, bir coğrafyanın ortak yaşam deneyimine ve en çok da kadın özgürlüğünün ete kemiğe bürünmüş haline yönelmiş ideolojik bir imha girişimidir. Hedef alınan şey yalnızca Kürtler değildir; hedef alınan, kadınların özne olduğu bir dünya ihtimalidir. 
 
Tarihi bir arada tutan örgüler
 
Saçı örgülü YPJ’li kadınlar bu yüzden hedefte. Çünkü o örgüler, cephede sadece saç tutmaz; tarihi bir arada tutar. Çünkü o düğümler, korkunun değil, bilincin eseridir. Ve çünkü DAİŞ çeteleri o düğümlerde 2016’nın yenilgisini, kaçışın tozunu, geri çekilmenin utancını hatırlar. Bugün balkondan atılan her kadın, infaz edilen her sivil, işkenceyle katledilen her çocuk; bir ideolojik paniğin ürünüdür. Güçlü olan ikna eder; korkan yok etmeye çalışır. Bu saldırıların dili silah değil, intikamdır. Çünkü DAİŞ ve onun türevleri şunu çok iyi biliyor: ‘Bu kadınlar bir kez kazandı. Ve bir kez kazananlar, tekrar kazanmanın yolunu unutmaz.’ Bir YPJ’li kadının balkondan atılması, onların gücünü değil; çaresizliğini gösterir. Çünkü güçlü olan, rakibini yok etmeye değil; onunla yüzleşmeye cesaret eder. Burada ise yüzleşme yok, kaçış var. Bir zafer korkusu var. Evet, yanlış duymadınız; Zafer korkusu. Bir gün yeniden zılgıt duyma korkusu. Bir gün yeniden saçları rüzgârda dalgalanan kadınların yürüyüşünü görme korkusu. Bir gün yeniden “yenildik” demek zorunda kalma korkusu.
 
Bugün kesilen o saç örgüsü tesadüf değil!
 
Kadınların saçlarının kesilmesi tesadüf değildir. Saç kesmek, aşağılamanın ötesinde bir mesajdır: “Seni kendin olmaktan çıkaracağım.” Ama bu mesaj, sahibini ele verir. Çünkü kimlikten bu kadar korkan bir iktidar, aslında çoktan yenilmiştir. Bir YPJ’li kadının saçını kesmek, onu susturmaz. Aksine, o kesilen saçın her teli, bir tanıklığa dönüşür. Bilmezler ki örgü, makasla çözülmez. Bilmezler ki hafıza, kana bulansa da silinmez.
 
Politik, örgütlü ve bilinçli direnişin sembolü
 
Bugün Rojava’da kadınlar sadece hayatta kalmak için değil, insan kalmak için direniyor. Bu direniş ne romantiktir ne de sembolik; bu direniş politiktir, örgütlüdür ve bilinçlidir. Kadınlar burada kurban değil, özne; mağdur değil, tarih yazıcısıdır. Ve asıl korku da buradadır. Çünkü bu kadınlar bir kez kazandı. Bir kez karanlığı geri püskürttü. Bir kez, dünyanın gözü önünde, erkek egemen şiddetin en vahşi formunu dize getirdi. Bugün yaşananlar, o zaferin inkârıdır. Ama inkâr, gerçeği ortadan kaldırmaz; sadece korkunun adını değiştirir.
 
Korkuyla yürütülen hiçbir savaş kazanılmadı
 
Rojava’da saldırıya uğrayan her saç örgüsü, bir bildiridir. Her düğüm, “buradayım” diyen bir cümledir. Ve her kesilen saç, geleceğe bırakılmış bir delildir. Tarih şunu defalarca yazdı: Korkuyla yürütülen hiçbir savaş kazanılmadı. Kadınların özne olduğu hiçbir mücadele yarım kalmadı. Bir saç örgüsünün düğümlerinde bugün yalnızca direniş yok. Orada, zalimin iliklerine kadar işleyen bir gerçek var. O gerçekte şudur: “Zaferden korkanlar, saç örgülerinden korkanlar ve zılgıtlardan korkanlar yeniden yenilecek.”