Avukatlar adliye önünde seslendi: Devlet kurumlarında erkeklik korunuyor
- 15:28 14 Ocak 2026
- Hukuk
HABER MERKEZİ - İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi, savcı Muhammed Çağatay'ın Hakim Asli Kahraman'ı katletme girişiminde bulunmasını protesto ederek, "Bu olay devletin kadınlara yönelik şiddeti önleme ve koruma yükümlülüğünü fiilen askıya aldığının en ağır kanıtıdır. Erkeklik korunmaktadır" dedi.
Dün İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcısı Muhammed Çağatay Kılıçarslan, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nde görev yapan 23. Ceza Dairesi Hakimi Aslı Kahraman’ı ateşli silahla katletme girişiminde bulundu. Konuya ilişkin İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi’nin çağrısıyla çok sayıda kadın avukat Çağlayan Adliyesi önünde bir araya geldi. Cübbeleriyle açıklamaya katılan kadınlar, "Kadına yönelik şiddet yargının içinde... Koruma aklama yargıla" pankartını açtı.
Devlet kurumlarında şiddet
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi açıklamasında, "Bir kadın hakimin, görev yaptığı kurumda, devletin en korunaklı olması gereken binalardan birinde silahlı saldırıya uğraması; devletin kadınlara yönelik şiddeti önleme ve koruma yükümlülüğünü fiilen askıya aldığının en ağır kanıtıdır. İş yerimiz olan adliye binalarında avukatların önüne x-ray cihazı dikenler savcının fail olduğu bu saldırıyı önleyememiştir" denildi.
Şiddette karşı mücadelede görevliymiş!
Açıklamanın devamında, şu ifadelere yer verdi: "Basına failin 2022-2024 yılları arasında kadına yönelik şiddetle mücadele bürosunda görevli bir savcı olduğu yönünde bilgiler yansımış ve bu doğrultuda haberler yapılmıştır. Bu bilgi başlı başına skandal niteliğindedir ve yargının kadınlar için bir güvence olmaktan çıkıp bir tehdit alanına dönüştüğünü açıkça göstermektedir. Failin yargı mensubu olması, şiddetin bir 'istisna' değil; güç ve hiyerarşi ilişkileriyle iç içe geçmiş yapısal bir sorun olduğunu daha da görünür kılmaktadır. Buradan açıkça ifade ediyoruz: Bu saldırı, kadına yönelik şiddetle mücadelede bilinçli olarak geri çekilme politikalarının doğrudan sonucudur.
Erkeklik korunuyor
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararıyla kadınların yaşam hakkını koruyan bütüncül mekanizmalar zayıflatılmış; şiddetle mücadele devletin öncelikleri arasından çıkarılmıştır. 6284 sayılı kanun, yıllardır ya uygulanmamakta ya da etkisizleştirilmektedir. Bu politika faillere açık bir mesaj vermektedir: Şiddet cezasızdır. Erkeklik korunmaktadır. Kadınların yaşamı ise tali görülmektedir. Yıllardır kadınlar; adliyelerde, kollukta ve yargı süreçlerinde şiddete karşı yalnız bırakılmaktadır. Şiddet faili erkekler tutuksuz yargılanmakta; 'iyi hâl', 'haksız tahrik' ve 'pişmanlık' gerekçeleriyle sistematik biçimde ödüllendirilmektedir. Kadınların beyanları her koşulda şüpheyle sorgulanırken ve hayatları tatışmaya açılırken erkek şiddeti olağanlaştırılmaktadır"
Açık idari ihmal
İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi açıklamasında, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve Hakimler ve Savcılar Kurulu'na da şu sözlerle seslenildi: "Adliyelerde güvenliği sağlamak sizin sorumluluğunuzdadır. Kadınların görevlerini ifa etmek için ya da adalet aramak için geldikleri adliye binalarında yaşam haklarının korunamaması, açık bir idari ihmaldir. Silah bulundurma rejimi derhal gözden geçirilmeli, yargı mensupları ve diğer kamu görevlileri dahil olmak üzere hiçbir fail erkek denetim dışı bırakılmamalıdır.
HSK etkin soruşturma yürütmeli
Hakimler ve Savcılar Kurulu’na sesleniyoruz: Yargı mensubu erkeklerin suçları 'mesleki statü' kalkanıyla korunamaz. Bu saldırı karşısında sessizlik, tarafsızlık değil; erkek şiddetinden yana pozisyon almaktır. Etkin, bağımsız ve şeffaf bir soruşturma yürütülmeli ve disiplin yaptırımları derhal işletilmelidir. Yargı içindeki erkek şiddeti görmezden gelinemez, normalleştirilemez. Hakim ve savcıların mesleğe kabul süreçlerinde yaşanan özensizlikler, yargı mensuplarının kimi zaman görev ve konumlarını kötüye kullanmalarıyla, dolaylı ya da doğrudan suç ilişkileriyle anılmalarına yol açmakta ve bu durum toplumun adalet duygusunu derinden sarsmaktadır."
Fail cezalandırılmalı
Dosyanın takipçisi olacağını ilan eden açıklamada, "Saldırıyı gerçekleştiren savcı Muhammed Çağatay Kılıçarslan derhal görevden alınmalıdır. Tutuklu yargılanmalı ve üst sınırdan cezalandırılmalıdır. Kadına yönelik şiddet, yalnızca bireylere değil; adaletin kendisine yönelmiş bir saldırıdır."







