Sokağın nabzı: Erkek şiddetine karşı dayanışma artmalı 2026-02-28 09:02:31   Melike Aydın-Rojin Abay    İSTANBUL - İstanbul sokaklarında mikrofon uzattığımız kadınlar, devletin cezasızlık politikalarını tepkiyle karşılarken, artan katliamlara karşı dayanışmanın önemini vurguladı.    Kadınlara yönelik şiddet ve katliamlar her geçen gün artarken, İstanbul’da peş peşe yaşanan kadın katliamları kamuoyunda büyük tepki yaratıyor. 2025 yılında 297 kadın erkekler tarafından katledildi, 191 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirmiş halde bulundu. Yalnızca 20 Şubat’ta bir günde 6 kadın katledildi. İstanbul’da 24 Ocak’ta yabancı uyruklu Durdona Khokimova, işkence edilerek katledilmiş halde bulunurken, katliamla ilişkili olarak Dılshod Akhrol Uglı Turdimurotov ve Gofurjon Akmalkhonovıch Kamalkhodaev tutuklandı. 5 Şubat 2026’da ise Karaköy İskelesi açıklarında deniz yüzeyinde bir kadın cenazesi tespit edildi. Bu katliamlar, 4 Ekim 2024’te 19 yaşındaki Ayşenur Halil ve 19 yaşındaki İkbal Uzuner’in, Semih Çelik tarafından işkence edilerek katledilmesini yeniden hatırlattı.   Bir yandan kadın katliamları tırmanırken, İstanbul’da yaşanan bu saldırılar kadınların öfke ve tepkisiyle karşılanıyor. Mikrofon uzattığımız kadınlar, kendilerini güvende hissetmediklerini belirterek bu katliamların devletin cezasızlık politikalarından beslendiğini vurguladı; kadın dayanışmasının hayati önemine dikkat çekti. Kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü yaklaşırken tüm kadınlara birlik ve dayanışma çağrısı yaptı.   ‘Kendi kendimizi korumaktan başka çaremiz yok’   Kadın katliamlarına tepkili olduğunu dile getiren Emine Ertuğ, “Rahat değiliz. Dışarıda her an başımıza bir şey gelir diye korka korka geziyoruz” diye konuştu. Daha önce şiddete uğradığını söyleyen Emine Ertuğ, “Devlet kadınlara destek çıkmıyor. Devlet hiçbir zaman sorumlu tutmuyor kendini. Devlet yasaları uygulamıyor. Kendi kendimizi korumaktan başka çaremiz yok” sözlerini kullandı.   ‘Diziler, popüler kültür şiddeti özendiriyor’   Toplumsal olarak kötü bir tabloyla karşı karşıya kalındığını belirten Derin Yıldıran, “Bunun sebebi Türkiye’deki sosyokültürel seviyenin giderek uçurumlaşmasıdır. İnsanları bir günde eğitemiyorsunuz, eğitim burada önemli bir faktör oluyor” dedi. Yaptırımların uygulanmadığını vurgulayan Derin Yıldıran, “Bizim elimizdeki en önemli güç yaptırım olması gerekiyor. Ne yazık ki bununla alakalı dönüş alınamaması bir sorun. Televizyondaki diziler kadına şiddeti ve mafyalaşmayı özendiriyor. Şiddetin popüler kültürümüzde bu denli yer edinmesi ve yaptırımların da uygulanmamasının sonucu katliamlardır. Umuyoruz ki katliamlar son bulur” ifadelerini kullandı.   ‘Kadınlara istihdam alanları açılmalı’   Büyükşehirlerde kadınların kendini güvende hissetmediğini dile getiren Büşra Karaçimen ise, “Dışarı çıktığımızda başımıza ne geleceğini bilemiyoruz. Ani gelişiyor bazı şeyler. İstanbul’da yaşadığımız için neyin nereden geleceğini bilemiyoruz maalesef. Kadınlara özel sığınma yerleri ya da maddi manevi destek alan yerler daha fazla olmalı. Biz de yaşıyoruz böyle şeyleri. Kadının maddi durumu çok iyi olmalı kendi başının çaresine bakabilmesi için. Kadına yönelik istihdam yaratılabilir. Biz de yaşadık biliyoruz, içindeyiz yani” dedi.     ‘KADES uygulaması yüklemek zorunda kalıyoruz’   Acil durumlar için telefonunda KADES yüklü olduğunu söyleyen Esen Bayram, “Geceleri yürürken arkamıza bakmak zorunda kalıyoruz. Telefonumda KADES uygulaması yüklü. Kendimi sıkıntılı bir durumda hissedersem KADES’i kullanıyorum. İstanbul’da kadın katliamlarını duyduk. Bunların önlenmesi için sadece kadınlar değil erkekler de eğitim almalı. Kadınlar olarak birbirimizin yanında olmalıyız. Kadın dayanışması yaşatır” diye belirtti.   ‘Kadın katliamı normalleştirilmemeli’   Katliamlarda cezasızlık politikalarının sistematik olarak devam ettiğini belirten Asude Harmancı, “Kadın cinayetlerinin normalleştirilmesi normal değil. Sürekli katliam haberleri alıyoruz, yolda yürürken bile güvende değiliz. Bunun bir ‘ama’sı yok, buna bir dur denmesi gerekiyor. Sürekli bu olaylar olduğuna göre bir yaptırım yok, korku yok. Her gün yeni yeni kötü haberler alıyoruz. Kadınlar yapması gerekeni yapıyor ama daha fazla sesini duyurmalı. Umarım eşit olduğumuz günler yakındır” diye konuştu.   ‘Bana dokunmayan bin yaşasın anlayışı hakim’   Faillerin cezasızlık politikalarından cesaret aldığını dile getiren üniversite öğrencisi Tuğba Çelik, “Erkekler bastırdıkları kompleksliklerini kadınlar üzerinde uyguluyorlar. Kendi erkek güçlerini, fiziksel olarak daha zayıf bizlerin üstünde uygulamayı tercih ederek üstünlük kurmaya çalışıyorlar. Durum kötüye gitmesine rağmen kadınlar daha bilinçli. Duyulmuyoruz, bu çok kötü durum. Kadınlar sesini çıkartarak güçlü olmaya başladılar. Buna ses çıkaran erkekler de var ama az bir kesim. Onlar da başlarına bir şey gelecek korkusuyla seslerini çıkarmıyorlar. Ama genelde insanlarımız ‘bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın’ anlayışındalar” şeklinde konuştu.   ‘Üniversite konferanslarında erkek şiddeti meşrulaştırılıyor’   Üniversitede katıldıkları konferanslarda kadına yönelik şiddetin meşrulaştırıldığını kaydeden Tuğba Çelik, “Bu konferansların çoğu din üzerinden yönetiliyor. Sözde dinimizde kadınlarımızın alttan alması gereken, erkeklerin de daha egemen olduğu bir bilinç aktarılıyor. Yanlış bir şekilde dini empoze etme söz konusu. Kadının evde kalmayıp çalışma hayatına atılmalarının tehlikelerinden, aile hayatlarının kısa sürdüğünden, aile hayatının kalmadığına, gelecek nesillerin tehlikede olduğuna dair eğitimler veriliyor” şeklinde konuştu. Tuğba Çelik, kadınların hiç kimseye ihtiyacı olmadığını belirterek, “Biz eğer bir şey istiyorsak biz yaparız, hiç kimsenin iradesi altında olmadan istiyorsak yaparız, kimsenin buyruğu altına girmemeliyiz” diye ekledi.    ‘Kadınlar daha çok birlik olunmalı’   Amatör fotoğrafçı Emine Özer de, “Haklarımız güvence altına alınmalı. Şüpheli kadın ölümleri davaları daha şeffaf olmalı. Kadın davaları kamuoyuna açık bir şekilde görülmeli. Mecliste, iş hayatında sadece bizde değil tüm dünyada durum bu yönde. Bu nedenle daha çok birlik olarak mücadele etmeliyiz” ifadelerini kullandı.   ‘Sadece fiziksel değil psikolojik şiddet de var’   Kadınların sadece fiziksel şiddete değil aynı zamanda psikolojik şiddete de maruz bırakıldığını paylaşan çiftçi Hayriye Akın, “Trafikte bile aynı şeyi yaşıyoruz, kadın kullandığında sürekli kornaya basıyorlar, önyargıyla karşılaşıyoruz. Çevredeki erkekler ne der diye düşünmeden hareket etmeliyiz” dedi.