Kobanê başvurularına Bakanlık ve Valilik sessiz! 2026-02-12 09:04:25   Büşra Turan   WAN- Kobanê’de sağlık hizmeti vermek için Sağlık Bakanlığı ve Urfa Valiliği’ne yaptıkları başvuruya hala cevap verilmediğini söyleyen Wan SES şube Eşbaşkanı Figen Çolakoğlu, “Gerekli izinler verildiği noktada üzerimize düşen her çalışmayı yürütme noktasında bir sözümüz var. Ancak şu an gelip tıkandığımız nokta, bakanlığın ve ilgili birimlerin izin noktasında henüz bir geri dönüş yapmamış olmasıdır” dedi.   HTŞ, DAİŞ ve Türkiye destekli çetelerin 6 Ocak’ta Suriye ve Rojava’ya yönelik başlattığı saldırılar ile halklara ve kadınlara yönelik katliamlar gerçekleştirilirken, 30 Ocak’ta Özerk Yönetim ve HTŞ arasında anlaşma imzalandı. İmzalanan  anlaşmaya  rağmen Kobanê’deki abluka devam ediyor. Ablukadan ve sınır kapılarının kapalı olmasından kaynaklı halkın temel ihtiyaçları karşılanamıyor. Türkiye’nin sınır kapılarını açmamasının yanında Türk Tabibler Birliği (TTB) ve Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Kobanê’de sağlık hizmeti vermek için Sağlık Bakanlığı ve Urfa Valiliği’ne yaptığı başvurulara da yanıt verilmiş değil.   Wan Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Şube Eşbaşkanı Figen Çolakoğlu, konuya ilişkin değerlendirmelerde bulurdu.    ‘Yardımların akması için talebimiz oldu’    Kobanê ile Türkiye arasındaki Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın kapalı tutulmasına dikkat çeken Figen Çolakoğlu, uluslararası hukuk ve yaşam hakkı çerçevesinde insani yardımın engellenmemesi gerektiğini ifade etti. Figen Çolakoğlu, “İç savaşa dönüşen, birçok ülkenin müdahil olduğu ve Türkiye’nin de bir noktada yer aldığı bilinen bir gerçeklik var. Elektriği, suyu olmayan yerde, dondurucu soğukta maalesef ki altı çocuğun ölümü yaşandı, belki şu an artmış da olabilir. Savaş, nerede yaşanırsa yaşansın, beraberinde yıkımı da getiren bir unsur maalesef. Sivillerin, hastaların, çocukların ve genel olarak yaşam hakkına saygı gösterilmesi neticesinde sınırların açık tutulması gerekiyor. Sınır, temel insani yardım için halen açılmış değil. Biz sağlık kuruluşu olarak yaşamı kutsal sayan bir bakış açısına sahibiz. Biz her dönem; birçok savaş döneminde, pandemi döneminde, deprem döneminde yaşatmak için bir mücadele verdik. Türkiye’nin hem uluslararası çapta imzacısı olduğu Cenevre Sözleşmesi kapsamında  sınırın açık tutulması ve insani yardımın; temel gıdanın, çocuk mamasının, tıbbi yardımın gönderilmesi noktasında genel bir talebimiz oldu” diye belirtti.   ‘Bakanlıktan halen dönüş bekliyoruz’   Sağlık alanında insani yardım talebine ilişkin Sağlık Bakanlığı’na yapılan resmi başvuruya henüz geri dönüş alınmadığını belirten Figen Çolakoğlu, “Bizim temel olarak başvuru oluşturduğumuz nokta şuydu: Oradaki sağlık kuruluşlarıyla temas kurulması ve ihtiyaçlar nezdinde buradan doğru bir yardım akışının sağlanması. Türkiye’de sağlık alanında birçok kuruluş, dernek ve oda var. Bu doğrultuda ortaklaşılmış bir çalışma da var. Sınırın açılması noktasında bakanlığın geri dönüşünü bekliyoruz. Belki daha çok sağlık temelli ifade ediyoruz ama savaş, toplumsal bazda ciddi bir yıkıma, psikolojik bir travmaya sebep olan bir olguya dönüşüyor. Bu temelde şunu söylüyoruz; bakanlığın ve gerekli kurumların bu noktada vereceği izinler nezdinde bizim geçmişten gelen bir pratiğimiz var. Suriye savaşının ilk başladığı dönemlerdeki deneyimlerimiz var, 6 Şubat deprem döneminde bu sağlık kurumlarının ve odaların ciddi anlamda katkı sunduğu sağlık çalışmaları oldu. Gerekli izinler verildiği noktada üzerimize düşen her çalışmayı yürütme noktasında bir sözümüz var. Ancak şu an gelip tıkandığımız nokta, bakanlığın ve ilgili birimlerin izin noktasında henüz bir geri dönüş yapmamış olmasıdır. Hâlen dönüş bekliyoruz” dedi.   Yaşananlar Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı   Savaşın yarattığı yıkımın zorunlu göç, sağlık hizmetlerine erişim ve sivillerin korunması açısından ağır sonuçlar doğurduğunu vurgulayan Figen Çolakoğlu, yaşananların savaş hukukunun açık ihlali olduğunu söyledi. Figen Çolakoğlu, “Ciddi bir göç akışı var. 200 binin üzerinde bir nüfusun kaydığı yönünde ifadeler var; belki bu sayı daha da fazla olabilir. Bu ne demek? Gerçekten yaşanan o kış şartları ve savaşın çetin hali, insanların en temel ihtiyaçlara erişememesi anlamına geliyor. En temel gıdaya ulaşılamaması, temiz suya erişilememesi, insanların toplu şekilde bir arada kalması; bunların salgın hastalıkların önünü açan bir duruma evrilmesi demek. İşte bu noktada en büyük mağduriyeti yaşayanlar yine çocuklar oluyor, sonrasında yaşlılar ve hastalar, kronik hastalar. Kanser hastaları, diyaliz hastaları hem ilaca erişme hem tedavi görebilme hem de sağlık kuruluşlarına ulaşabilme noktasında ciddi sorunlar yaşıyor. Halep’te iki hastane hedef alındı. Sivillerin yaşamlarını koruyabilecekleri, hayata tutunabilecekleri alanların hedef alınması kabul edilebilir değil. Bu durum Cenevre Sözleşmesi ve savaş hukukunu ifade eden mutabakatlara aykırıdır. Sağlık çalışanlarına, sağlık birimlerine ve hastanelere yönelik saldırılar savaş hukukunun ihlalidir. Savaşın bir ahlakı olmalı; yaşlıya, hastaya, çocuğa ve sivillere yönelik saldırıların olmadığı bir noktada durulması gerekiyor” ifadelerini kullandı.   ‘Engelleri ortadan kaldırmasını bekliyoruz’   Figen Çolakoğlu, Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası anlaşmalar kapsamında sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini söyleyerek, sınır kapısının açılması ve insani yardıma yönelik engellerin kaldırılması yönünde beklentilerini dile getirdi. Figen Çolakoğlu, şunları belirtti: “Kurum olarak yaptığımız başvurulara ve taleplerimize yönelik bir geri dönüşün oluşmasını hâlâ umutla bekliyoruz. Biz diyoruz ki, biz hazırız; hem ekip kurabileceğimiz hem oradaki yardımı organize edebileceğimiz hem de takibini yapabileceğimiz bir düzeyde örgütlü bir yapıyız. Deneyim ve birikimlerden yola çıkarak diyoruz ki; bakanlık önümüzdeki engelleri kaldırdığı zaman biz de bunun bir tarafı olup yürütme noktasındaki gücümüze güveniyoruz. Bir an önce bu durumun hayata geçirilmesini ve Türkiye’nin anlaşmalara istinaden bu engelleri ortadan kaldırmasını bekliyoruz.”