Hol Kampı: Dünya DAİŞ tehdidiyle karşı karşıya

  • 18:09 20 Ocak 2026
  • Güncel
 
Melek Avcı 
 
ANKARA – Hol Kampı’nda yaşananlara rağmen uluslararası koalisyonun etkili ve kalıcı adımlar atmayarak HTŞ çetelerinin saldırılarına göz yumması, dünyayı ve bölgeyi yeni bir DAİŞ tehdidiyle karşı karşıya bıraktı.
 
HTŞ çetelerinin artan saldırıları, güvenlik riskleri ve uluslararası koalisyonun sorumluluklarını yerine getirmemesi nedeniyle Suriye Demokratik Güçleri (QSD), binlerce DAİŞ mensubu ve ailesinin tutulduğu El Hol Kampı’ndan çekildiklerini açıkladı. QSD, güçlerini artan tehditler nedeniyle Kuzey ve Doğu Suriye kentlerinin çevresinde yeniden konuşlandırdıklarını duyurdu.
 
Bir mülteci kampından küresel güvenlik krizine
 
Kuzey ve Doğu Suriye’nin Hesekê kentinde bulunan Hol Kampı, 1991 yılında Körfez Savaşı sırasında Iraklı mülteciler için kuruldu. Kamp, 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgal etmesiyle yeniden yoğun bir mülteci akınına sahne oldu. DAİŞ’in Musul’u ele geçirmesinin ardından ise Irak’tan kaçan binlerce kişi bu kampa yönlendirildi. 2015 yılında kampın denetimi Demokratik Suriye Güçleri’ne geçti. Ancak asıl kırılma, 2019’da Baxoz’un DAİŞ’ten özgürleştirilmesinden sonra yaşandı. Bu süreçte DAİŞ mensuplarının aileleri sistematik biçimde Hol Kampı’na toplandı ve kamp giderek örgütün ideolojik ve fiilî etkisinin yoğunlaştığı bir alana dönüştü.
 
On binlerce kişi, onlarca ülke, tek kamp
 
Hol Kampı’nda, aralarında Türkiye, Avrupa ülkeleri, Orta Asya ve Kuzey Afrika devletlerinin de bulunduğu yaklaşık 50 ülkeden on binlerce DAİŞ’li çete tutuldu. Kampta kalanların büyük çoğunluğunu kadınlar ve çocuklar oluşturdu. Iraklılar ve Suriyeliler nüfusun önemli bir bölümünü kapsarken, yabancı uyruklu DAİŞ çetelerinin aileleri ayrı bölümlerde tutuldu. Kampın bu çok uluslu yapısı, uluslararası koalisyonun sorumluluğu yerel yönetimlerin üzerine yıkmasına da neden oldu. Devletlerin büyük bölümü kendi yurttaşlarını geri alma konusunda adım atmadı ve Hol Kampı fiilen uluslararası toplumun terk ettiği bir alana dönüştü. Dünyayı DAİŞ tehdidinden koruma görevini ise Özerk Yönetim üstlendi.
 
Dünyayı DAİŞ tehdidinden Özerk Yönetim korudu
 
Hol Kampı dokuz ana bölümden oluştu. Bu bölümler etnik köken ve uyruklara göre ayrıldı. Yabancı DAİŞ çetelerinin aileleri belirli alanlarda tutulurken, Iraklı ve Suriyeli mülteciler farklı bölümlere yerleştirildi. Kampın büyüklüğü ve nüfus yoğunluğu, güvenlik açısından kalıcı bir denetimin sağlanmasını zorlaştırıyordu. Bu durum, DAİŞ hücrelerinin kamp içinde gizli yapılanmalar kurmasına zemin hazırladı. Özerk Yönetim tarafından kampın güvenliği için defalarca destek çağrıları yapılırken bu çağrılara kulak verilmedi; buna rağmen yönetim DAİŞ yapılanmasıyla mücadele etti. DAİŞ’in kampta kurduğu yapılanma çadırların altına tüneller kazdı, gizli toplantı alanları oluşturdu ve kamp içi hiyerarşik yapılar inşa etti.
 
Kadınlar üzerinden kurulan yapı
 
Kamp içinde DAİŞ, özellikle kadınlar üzerinden baskı ve kontrol mekanizmaları geliştirdi. Kadınlara yönelik zorla kıyafet dayatmaları, ideolojik eğitimler ve gizli yargılamalar yaygınlaştı. Örgütün kurallarına uymayan kadınlar infaz, ağır işkence ve tehditlerle karşı karşıya bırakıldı. DAİŞ’in “hisbe” adı altında kurduğu gayriresmî yargı sistemiyle çok sayıda kadın katledildi. Bu yöntemlerle kampta korku iklimi yaratıldı ve sessizlik sağlanmaya çalışıldı. Kadınlar hem ideolojik kuşatma hem de fiziksel şiddetle bastırıldı.
 
Çocuklar hedef alındı
 
Hol Kampı’ndaki en ağır tablolardan biri de çocuklara yönelik sistematik uygulamalar oldu. Güvenlik raporlarına göre DAİŞ, özellikle çocukları ideolojik eğitimden geçirerek gelecekteki silahlı yapılar için hazırladı. Çocuklar “hilafetin aslanları” adı altında örgütsel eğitime tabi tutuldu. Bu durum, Hol Kampı’nı yalnızca bugünün değil, geleceğin de güvenlik krizlerini besleyen bir merkez hâline getirdi.
 
İnsani ve Güvenlik Hamlesi neden başlatıldı?
 
Kampta cinayet, tehdit ve işkence vakalarının artmasının ardından Kuzey ve Doğu Suriye İç Güvenlik Güçleri tarafından “İnsani ve Güvenlik Hamlesi” başlatıldı. Hamle, DAİŞ hücrelerinin kamp sakinlerine yönelik artan saldırıları ve kontrol girişimleri üzerine hayata geçirildi. Operasyon sürecinde çok sayıda DAİŞ hücresi açığa çıkarıldı. Çadırların altında tüneller ve hendekler bulundu, silah ve mühimmat ele geçirildi. Katliam ve işkenceye karışan çok sayıda kişi yakalandı. Yüzlerce DAİŞ çetesi tutuklandı.
 
Kadınlar ve Êzidîler kurtarıldı
 
Hamle kapsamında kaçırılan ve ağır işkenceye maruz kalan kadınlar kurtarıldı. DAİŞ tarafından zincire vurulan ve gizli alanlarda tutulan kadınların güvenliği sağlandı. Ayrıca yıllardır kampta tutulan Êzidî kadın ve çocuklar özgürleştirildi. Son yıllarda yüzlerce Êzidî kadının DAİŞ’in elinden kurtarıldığı bildirildi. Ancak kimlik tespiti, kayıt eksikliği ve uluslararası iş birliği yetersizliği, kurtarma çalışmalarını da zorlaştırdı.
 
Finans, silah ve dış bağlantılar
 
Yürütülen soruşturmalarda DAİŞ hücrelerinin kamp içi finans ağları tespit edildi. Para transferleri, silah temini ve hücreler arası koordinasyon ortaya çıkarıldı. Bazı hücrelerin dış bağlantılarla temas hâlinde olduğu, kampın yalnızca kapalı bir alan değil, bölgeye yayılabilecek bir merkez olarak kullanıldığı belirlendi.
 
Uluslararası toplumun sorumluluğu
 
Hol Kampı’nda bulunan on binlerce kişinin büyük bölümü yabancı ülke yurttaşlarından oluşmasına rağmen ilgili devletler kendi sorumluluklarını yerine getirmedi. Yerel yönetimler ve güvenlik güçleri bu yükü tek başına taşımak zorunda bırakıldı. Uluslararası koalisyonun desteğinin sınırlı kalması, kampın uzun vadeli güvenliğini imkânsız hâle getirdi. Buna rağmen QSD, HTŞ’nin saldırılarına kadar kampı korudu.
 
Bölge ve dünya için büyüyen tehdit
 
6 Ocak’tan bu yana HTŞ ve çetelerinin Rojava’ya dönük saldırıları ve katliamları sürerken, son olarak HTŞ DAİŞ’lilerin bulunduğu cezaevlerini boşaltma girişimlerinde bulundu; ardından da Hol Kampı’nın güvenliğini sağlayan güçlere saldırı gerçekleştirdi. QSD bugün yaptığı açıklamada, uluslararası koalisyonun DAİŞ ile mücadelede sorumluluğunu yerine getirmediğini belirterek kamptan çekilme kararı aldı. HTŞ saldırıları ve uluslararası koalisyonun sessizliği nedeniyle QSD’nin El Hol Kampı’ndan çekilmesi, küresel bir sorun hâline gelen DAİŞ tehdidinin yeni bir evreye girdiğini gösteriyor. Kampta yeniden örgütlenen hücreler, kadınlar ve çocuklar üzerinden sürdürülen ideolojik faaliyetler ve olası firar riskleri, yalnızca Kuzey ve Doğu Suriye’yi değil; Ortadoğu ve Avrupa’yı da ilgilendiren bir güvenlik sorunu yaratacak.
 
Uluslararası koalisyonun sessizliği
 
Hol Kampı, görmezden gelindikçe etkisi büyüyen bir “zaman ayarlı bomba”ya dönüşüyordu. Uluslararası toplum sorumluluk almadığı sürece DAİŞ tehdidi bastırılmadı; ertelendi ve derinleşti. Hol Kampı’nda ortaya çıkan tablo, DAİŞ tehdidinin yalnızca kamp içi dinamiklerle sınırlı olmadığını gösterdi. Yerel güvenlik raporları ve sahadaki bulgular, kamptaki DAİŞ hücrelerinin dış bağlantılarla temas hâlinde olduğunu, örgütün bölgesel gelişmelere paralel biçimde harekete geçtiğini ortaya koydu.
 
Hol Kampı’nda yaşananlara rağmen uluslararası koalisyonun etkili ve kalıcı adımlar atmayarak HTŞ saldırılarına göz yumması, bu krizin uluslararası koalisyonun doğrudan sorumluluğunda olduğunu bir kez daha ortaya koydu.