Sincan Cezaevi önünde açıklama: Barış inşası için hukuksuz yargılamalara son verin 2026-05-15 13:16:44   ANKARA - Kobanê davası kararının ikinci yılına dair yapılan açıklamada konuşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, barışı inşa etmenin yolunun hukuksuz yargılamalara son verilmesinden geçtiğini belirtti.   Hakların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Kobanê davasında verilen kararın ikinci yılında Sincan Cezaevi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamaya çok sayıda kişi katılırken, Kobanê kumpas davası siyasidir” pankartı taşındı. Açıklamada, "Kobanê tutsakları onurumuzdur" sloganları atıldı.   Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Kobanê kumpas davasının niye açıldığını iyi bilmemiz gerekiyor. Kobanê Kumpas davasının arkasındaki siyasi saikleri iyi anlarsak aslında bugünün Türkiye'sini, bugün yapılanları da anlamış oluruz. Özellikle 7 Haziran 2015'te HDP'nin yükselişi, HDP'nin AKP'yi tek başına iktidar olmaktan düşürmesinden sonra HDP'ye dönük bir süreç başlatıldı. HDP'yi kriminalize etme, HDP'li siyasetçileri hedef gösterme ve bunun üzerinden de aslında demokratik siyaset alanından HDP'yi silme, Kürt siyasal hareketini demokratik siyasetten tasfiye etme girişimi Kobani Kumpas davasının gerekçesidir. Bu nedenle düğmeye bastılar. Aslında bu süreç 8 Haziran 2015 tarihinde başladı. 7 Haziran HDP'nin zaferinden sonra başlamış bir süreçtir. HDP'nin yükselişi, HDP'nin farklı halkları, farklı kimlikleri Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne taşıması, Türkiye siyasetinde ana bir odak, ana bir mücadele odağı olması nedeniyle dört bir yandan HDP'yi yok etmek için kolları sıvadılar ve kumpas üzerine kumpas kurdular.  Bu davada yargılamadaki hukuksuzlukları, özel mahkemeyi, özel mahkeme başkanının bir çete lideri olmasını, bütün yargılamadaki usul eksikliklerini ve bu davanın nasıl literatüre bir kumpas davası olarak geçtiğini davayı takip edenler bizzat yakından biliyorlar" dedi.    ‘Barış mücadelesi verecek arkadaşlarımızı cezaevinde’   ‘Bu ülke anayasayla bağlı değil mi? Bu hükümet anayasayla bağlı değil mi?’ diye soran Gülistan Kılıç Koçyiğit,  “Arkadaşlarımız yıllardır haksız ve hukuksuz bir şekilde cezaevinde tutuluyorlar. 27 Şubat 2025 tarihinde Sayın Öcalan'ın yaptığı çağrıyla başlayan Barış ve Demokratik Toplum süreci var. Kürt sorununun demokratik çözümünü konuşuyoruz. Mecliste bir komisyon kuruldu. Komisyonun raporunun ortaya koyduğu gerçekler var. Ortaya koyduğu bir yol haritası var.  Bu raporun altına imza koyanlar halihazırda bu sürece en fazla katkı koyacak, bu süreci toplumsallaştıracak, barış mücadelesini büyütecek, Kürt sorununun demokratik çözümünü Türkiye halklarına anlatacak yol arkadaşlarımızı, mücadele arkadaşlarımızı cezaevinde tutmaya devam ediyorlar. O zaman burada düşünmemiz gerekiyor değil mi? Bu niye amaçlıyorsunuz? Gerçekten barışsa hepimizin amacı, neden arkadaşlarımız cezaevinde? Eğer barışsa amaç, o zaman neden Kobani Kumpas davasında tahliyeler neden gerçekleşmiyor ?”şeklinde konuştu.   Bu politikalarla barış inşa edilebilir mi?   İktidara çözümsüzlükte ısrarının nedenini soran Gülistan Kılıç Koçyiğit,  barışı toplumsallaştıracak adımların atılmadığını belirtti. Gülistan Kılıç Koçyiğit,  “Neden toplumu ikna etmek için, barışı toplumsallaştırmak için, barışa olan güveni, sürece olan güveni arttırmak için adım atmıyorsunuz? Bugün sürece güven çok aşağılarda ama destek yüksek. Herkes bu ülkede barış olsun istiyor. Herkes Kürt sorununun demokratik yollardan çözülmesini istiyor. Ama herkes şu soruyu da soruyor; Bu pratiklerle mi? AKP'nin bu politikalarıyla mı? Demirtaş'ı cezaevinde tutarak, Figen Yüksekdağ'ı cezaevinde tutarak, hasta tutsakları cezaevinde tutarak mı barışı inşa edeceksiniz? 8 defa idari gözlem kurullarının, 30 yıllık mahpusların tahliyesini engellemesiyle mi barışı inşa edeceksiniz? Kayyum politikasında ısrar ederek mi barışı inşa edeceksiniz? Bu politikalarla barış inşa edilebilir mi?”   ‘Sayın Öcalan’ın koşulları düzelmeli’   Tarihi bir süreçten geçtiklerini belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Orta Doğu kaynıyor. Bölgesel şiddet artıyor. Bütün bu şiddetin, bütün bu alt üst oluşun içerisinde korunmanın biricik ve yegane yolu vardır o da barışı inşa etmektir. Kürt sorununun demokratik yollardan çözülmesini sağlamaktır. Ve bunun içinde adım atmaktır. Meclisten hızlı bir şekilde demokratik entegrasyon yasalarını çıkarmaktır. Sürecin baş aktörü, süreci ilerleten, sürece katkı koyan, sürecin sahibi Sayın Öcalan'ın koşullarını düzeltmektir. Sürece katkı koyabileceği imkanları yaratmaktır. Bütün bunları görmezden gelen, bütün bunları anlamayan bir anlayışla karşı karşıya olduğumuzu ne yazık ki görüyoruz.   O nedenle buradan birçok defa hukuksuzluklarına yargılama sürecinde tanıklık ettiğimiz Sincan Cezaevi Kampüsü önünden sesleniyoruz hükümete; Artık ceza evinin önünden size seslendiğimiz son olsun. Demokrasiye dönün, , adaleti tesis edin. Yolunuz barış olsun. Bizim yolumuz çünkü barış. Biz demokrasiye inanıyoruz. Bu sürecin geri dönüşü yok. Bu sürece uygun, bu süreci ilerletecek, bu süreci geliştirecek, bu süreci kalıcılaştıracak ve güvenceye alacak adımlara ihtiyaç var. Demokratik Cumhuriyeti inşa edeceğiz. Bu ülkede barışı illaki kuracağız. Mücadelemiz bunun içindir ve bu mücadelede asla ve asla tek bir arkadaşımızı da geride bırakmayacağımız” diye kaydetti.   Açıklama sloganlarla sona erdi.