İtalyan Milletvekili: Sadece Kürtler değil batı da tehlikede! 2026-01-24 09:16:07   Melek Avcı   ANKARA - Rojava’ya yönelik saldırıları değerlendiren İtalyan Milletvekili Francesca Ghirra, sadece Kürtlerin, Rojava ve Ortadoğu’nun değil, batının da tehlike altında olduğunun altını çizdi.   HTŞ ve bağlı çetelerin Türkiye’nin silahları ve desteğiyle İsrail- Şam arasında 4 Ocak tarihli Paris görüşmesinin ardından 6 Ocak’tan bu yana Rojava’ya dönük saldırıları sürerken direniş ise hem savaş alanında hem de dünyanın birçok yerinde devam ediyor.  Saldırılar kapsamında, 2014 yıllarında çok sayıda katliam ve soykırım geçmişi bulunan DAİŞ çetelerinin tutulduğu cezaevleri ve kampları boşaltıp HTŞ saflarına katmak için ise çeteler bu alanlara birçok saldırı gerçekleştirdi. HTŞ’nin Rojava’ya yönelik saldırıları, kadınların varlığını yok etme girişimleri ve DAİŞ hücrelerini uyandırma çabaları uluslararası alandan tepkilere neden oluyor.    Demokratik Suriye Güçleri (QSD) ise uluslararası koalisyonun DAİŞ çetelerinin bulunduğu kamp ve cezaevlerini koruma görevini yerine getirmediğini belirterek  belgelerle duyurarak, Rojava kuşatma altına alınmak istenirken halkların bulunduğu yerlere savunma alanlarına geçti. HTŞ, DAİŞ ve Türkiye’ye bağlı çetelere karşı sessizliğe tepki gösteren birçok ülkede de DAİŞ’in tüm dünyayı tehdit ederek yeniden diriltilme çabasına karşı durulması ve Rojava’yı koruma çağrıları yapıyor.    İtalya’da Yeşiller-Sol İttifakı (Alleanza Verdi e Sinistra, AVS / Greens and Left Alliance) adına İtalya Temsilciler Meclisi (Camera dei Deputati) milletvekili Francesca Ghirra, ulus devlet destekli HTŞ saldırılarını JINNEWS'e değerlendirdi.    ‘Ateşkes açıklamaları açıkça ihlal ediliyor’   Kürt halkı için duraklama olmadığını ve mücadelenin sürdüğünü belirterek sözlerine başlayan Francesca Ghirra, “Rojava'daki duruma baktığımızda Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi, on yılı aşkın süredir ilerici ve çok kültürlü bir özyönetim modeli denemekteydi. Ancak durum, yerel bir askeri çatışmadan çok daha öte bir askeri saldırı sürecine doğru hızla evrildi. 2026’nın başı, 10 Mart 2025 tarihinde geçici hükümet liderliği ile QSD komutanlığı arasında imzalanan anlaşmanın ihlaliyle bağlantılı sert çatışmalarla başladı. Raqa, Deyrezor ve Tabqa’nın işgalinin ardından, saldırılar birkaç cephede devam ediyor ve ateşkese dair yapılan açıklamalar açıkça ihlal ediliyor” diye belirtti.    ‘Tüm dünya için endişe verici’   Bu saldırıların askeri olmaktan çok, daha geniş bir politikanın parçası olduğunu belirten Francesca Ghirra, “Bu saldırıların, Kürt halkının siyasi ve toplumsal kazanımlarını hedef alan daha geniş bir politikanın parçası olduğu hissi güçleniyor. Endişe verici olan ise, tüm bunların Türkiye ve Amerika Birleşik Devletleri'nin desteğiyle gerçekleşiyor olmasıdır. Oysa bu ülkeler, Abdullah Öcalan tarafından başlatılan barış sürecine katkı sağlamakla ilgileniyor gibi görünüyordu. Durum son derece endişe verici, sadece Kürtler, Rojava ve tüm Orta Doğu için değil, aynı zamanda bütün Batı dünyası için de” dedi.   ‘Kobanê’nin kuşatma altında olması kötüye işaret’   DAİŞ hücrelerinin HTŞ kontrolüne bırakılmasının büyük bir tehdit olduğunu söyleyen Francesca Ghirra, “Gerçekten de Kürtlerin, IŞİD’i durdurmak ve sonrasında hezimete uğratmak konusundaki çabalarının ne kadar belirleyici olduğunu çok iyi biliyoruz. Ve bugün, IŞİD’in binlerce savaşçısı ve ailesinin kaldığı hapishanelerin ve kampların Suriye hükümetinin kontrolüne geçmesi olasılığına şahitlik ediyoruz. Bu durum, QSD tarafından Uluslararası Koalisyon’un desteğiyle yıllar içinde inşa edilen, cihatçıların yeniden organize olmasına karşı olan ana engellerden birinin sonunu getirebilir. Bu, sadece Suriye’nin kuzeydoğusunu değil, tüm bölgeyi ve hatta Batı’yı tehdit eden risklerle dolu bir geçiş. Kobanê’nin yeniden kuşatma altında olması gerçekten de kötü bir işaret” sözlerini kullandı.    ‘Meloni Hükümeti’ne çağrılar yaptık yanıt alamadık’   “Rojava'da yaşananlara karşı net bir kınamanın yapılacağına ve uluslararası hukuk ile kuralların saygıyla yerine getirileceğine inanıyorum” diyen Francesca Ghirra, Avrupa’daki çabalarını anlattı: “Avrupa Birliği’nin duyulmaz sessizliği gerçekten de anlaşılır değil. İtalyan parlamenterleri olarak, Meloni Hükümeti’ne, Avrupa Birliği ve uluslararası düzeyde askeri tırmanışı durdurmayı, ateşkese saygı gösterilmesini sağlamayı ve IŞİD hapishanelerinin ve kamplarının güvenliğinin sağlanması için girişimler başlatmasını talep eden birkaç çağrı yaptık. Ancak şu an için maalesef hiçbir tepki verilmedi. Bence durum gerçekten çok ciddi ve uluslararası toplumun en kısa sürede müdahale edeceğine güveniyorum. Tüm bunların uluslararası örgütlerin ve Avrupa devletlerinin sessizliğinde gerçekleşmesine izin verilemez. Bu yeni sistematik insan hakları ihlalleri kabul edilemez, ayrıca hükümetin kullandığı milislerin rolünün onaylanması da saçmadır, özellikle de Kobanê bölgesinde. Çok iyi biliyoruz ki, bu gruplar geçmişte Efrîn'deki Kürt halkına, kıyıdaki Alevi topluluğuna ve ülkenin güneyindeki Dürzi topluluğuna karşı işledikleri savaş suçları nedeniyle uluslararası yaptırım rejimlerine tabi olan silahlı gruplardır. Nasıl olabilir de bu milisler şimdi resmi olarak Suriye ordusuna entegre ediliyor?”   ‘Rojava kendine terk edilemez’   DAİŞ tutuklularının serbest bırakılması ve sözde sevk adı altında ABD’nin Irak’a bu çeteleri göndermesine ilişkin ise Francesca Ghirra, Avrupa’nın bu tehdidi hafife aldığını söyledi. Francesca Ghirra, “Maalesef, olabilecekler konusunda büyük bir hafife alma olduğunu düşünüyorum: Rojava kendine terk edilemez. Avrupa, cihatçı milislerin Kürt özerkliğini yok etmelerini engellemelidir; sadece Kürt halkını korumak için değil, aynı zamanda tüm kıtanın karşı karşıya olduğu riskleri dürüstçe düşünerek de” dedi.     ‘Sağlam bir duruş sergilenmeli’   Yine yıllardır Avrupa’nın savaştan kaçan göçmenlere karşı sert politikalar uygularken bugün yine bir göç dalgasına neden olacak bu savaşa ilişkin ise Francesca Ghirra, “Bu, günümüzün en ciddi ve endişe verici konularından biri. Açlık ve savaşlardan kaçan yoksul göçmenlere karşı yoğun politikalara şahit olurken, aynı zamanda dünyanın yeni bölgelerini istikrarsızlaştırmaya katkı sağlamak, bu bölgelerden halkların kaçmak zorunda kalmalarına yol açmak, kabul edilemez bir çelişkidir. Gerçekten de Avrupa hükümetlerinin, Trump’ın ve Suriye hükümetinin çılgınlıklarına karşı sağlam bir duruş sergilemesini bekliyorum” sözlerini kullandı.